Pentagon’un 2015 stratejisi – Mike Whitney

Pentagon 1 Temmuz’da, dünyayı askeri güçle yönetmeye dair 24 sayfalık ayrıntılı bir plan halinde 2015 Ulusal Askeri Strateji (UAS) raporunu yayımladı. UAS, düşmanca niyetlerini aldatıcı bir “ulusal güvenlik” dilinin arkasına gizliyor.

17 Temmuz 2015
Savaş, savaş ve daha çok savaş. ABD ileride sadece ölüm ve yıkım görmektedir. Sadece savaş, asimetrik savaş, teknolojik savaş ve önleyici savaş söz konusudur

Pentagon 1 Temmuz’da, dünyayı askeri güçle yönetmeye dair 24 sayfalık ayrıntılı bir plan halinde 2015 Ulusal Askeri Strateji (UAS) raporunu yayımladı. Raporun dili geçmişteki belgelere nazaran daha az kışkırtıcı olsa da, ABD çıkarlarını şiddet yoluyla tek taraflı olarak sürdürme kararlılığı, yeni stratejinin temelini oluşturuyor. Okuyanlar, raporda, ABD ulusal güvenliğine en ufak bir tehdit bile oluşturmamış olan ülkelerde ABD’nin yol açtığı muazzam yıkıma ve can kayıplarına dair en ufak bir vicdan azabı belirtisi bulamayacaklardır. Bunun yerine rapor, onu kaleme alanların ve elit unsurların, bütün potansiyel hasımlar öldürülene ya da saf dışı bırakılana kadar ve Vaşington küresel iktidarın araçları üzerinde kontrol sağlayacak biçimde kendisini güvende hissedene kadar katliamın ve kan gölünün devamına ilişkin sert kararlılıklarını yansıtıyor.

UAS, düşmanca niyetlerini aldatıcı bir “ulusal güvenlik” dilinin arkasına gizliyor. ABD, geniş ulusal kaynaklara sahip suçsuz devletlere karşı bir saldırı savaşı yürütmüyor. Hayır. ABD sadece “anavatanı korumak” ve “ulusal çıkarlarını geliştirmek” adına “güvenliğe dönük meydan okumalara” karşılık veriyor. Bunda nasıl bir yanlış bulunabilir ki, nihayet ABD sadece Afganistan’a, Irak’a, Libya’ya ve bugün Suriye’ye barış ve demokrasi getirmeye çalışıyor muydu?

Raporun önsözünde, ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey, Amerikan halkını sonsuz bir savaşın süreceği bir geleceğe hazırlamaya çalışıyor:

“Gelecekteki meydan okumalar daha hızlı ortaya çıkacak, daha uzun sürecek ve teknik açıdan çok daha çekişmeli bir savaş alanında gerçekleşecektir. … Bir yandan geleneksel tehditler üzerinde göreli avantajı sürdürürken, diğer yandan yeni tehditlere karşı hızla uyum sağlayabilmek zorundayız… İktidarın askeri aygıtının devlet tehditlerine karşı uygulanması, askeri gücün devlet olmayan unsurlara karşı uygulanmasından çok farklıdır. Karşımızda hızla çözülen çatışmalardan ziyade uzatmalı kampanyalar olacak gibi görünmektedir… Tırmanan gerginlikleri kontrol altına alma daha zor ve daha önemli hale gelmektedir.”

Savaş, savaş ve daha çok savaş. Pentagon’un gelecek vizyonu işte budur. Rusya ya da Çin’in, istihdamı arttıracak, hayati altyapıyı geliştirecek ve yaşam standartlarını yükseltecek bir birleşik AB-Asya serbest ticaret bölgesine (İpek Yolu) dönük planından farklı olarak, ABD ileride sadece ölüm ve yıkım görmektedir. Sadece savaş, asimetrik savaş, teknolojik savaş, önleyici savaş söz konusudur. Siyasetçiler sınıfı ve onların elit finansörleri, oy birliğiyle, silah zoru üzerinden küresel hükümranlığı desteklemektedir. ABD, küresel iktidar üzerindeki hassas kavrayışını en büyük varlığının, ordusunun kullanımını azamileştirerek sürdürmeye niyetli.

Peki ordunun namlusunun ucundakiler kimlerdir?

“Strateji özellikle küresel barışa dönük saldırgan tehditler olarak İran, Rusya ve Kuzey Kore’nin ismini anmaktadır. Yine, Obama yönetiminin ‘Çin’in yükselişini desteklemek ve onu büyük uluslararası güvenliğin bir partneri haline gelmek üzere teşvik etmek’ istediğini dile getiren bir paragrafla başlayarak, ekonomik müttefik olarak Çin ile bölgesel rakip olarak Çin arasında bir çizgi çekmeyi sürdürerek Çin’e de atıfta bulunmaktadır.”

“Bu uluslardan hiçbirinin ABD ya da müttefikleri ile doğrudan bir askeri çatışma niyetinde olmadığına inanılmaktadır’, sözlerine yer veriyor strateji belgesi. ‘Yine de bu uluslardan her biri, uluslararası topluluğun ortak politikalar, müşterek mesajlar ve koordineli eylem üzerinden kolektif biçimde ilgilendiği şeylere dönük ciddi güvenlik endişelerine neden olmaktadırlar.”

Dikkat ettiniz mi? “Bu uluslardan hiçbirinin ABD ya da müttefikleri ile doğrudan bir askeri çatışma niyetinde olmadığına inanılmaktadır fakat her biri ciddi güvenlik endişelerine neden olmaktadır.”

Bir başka deyişle, bu ülkelerden hiçbiri ABD ile savaşmak istememektedir fakat ABD onlarla savaşmak istemektedir. Ve ABD, bu ülkelere karşı bir savaş başlatmanın meşru olduğuna inanmaktadır, çünkü bunlar ya muazzam kaynakları kontrol etmekte, devasa endüstriyel kapasiteye sahip olmakta, dünyanın ABD’yi jeopolitik olarak ilgilendiren bir alanını işgal etmektedir ya da basitçe kendi bağımsızlıklarını muhafaza etmek istemektedir. Dempsey’e göre bildik bahanelerin hiçbiri ABD’nin “güvenlik problemi teşkil ettikleri” için çatışmaya girmesine yeterli meşru alan oluşturmuyor. O zaman yeni bahaneler lazım. Rapordan bir bölüm şu şekilde:

“Geçtiğimiz on yılda askeri eylemlerimizin temelini şiddet yanlısı radikal şebekeler oluşturdu. Fakat bugün ve yakın gelecekte, ülkelerin çıkardığı zorluklara odaklanmak istiyoruz. Gün geçtikçe bölgesel hareket serbestisine daha fazla muhalefet ediyor ve anavatanımızı tehdit ediyorlar. Özellikle kaygı teşkil eden balistik füzelerin çoğalması, duyarlı hedef teknolojileri, insansız sistemler, uzay ve siber yetenekleri, kitle imha silahları teknolojileri ABD ordusunun avantajlarını ortadan kaldırmak ve ABD’nin küresel ortaklarına erişimini engellemek için tasarlandı.”

ABD’nin (hayali) düşmanlara karşı savaş ilan etmek için nedenlerle dolu upuzun bir listesi var. Aslında Pentagon her köşede hayaletler görüyor. Konu ister yeni teknolojiler, ister “demografik yapıda kayma” veya kültürel farklılıklar olsun hepsi ABD çıkarlarına karşı potansiyel tehdit olarak algılanıyor.

ABD, imparatorluğunun bütünlüğünü korumak için her yolu mubah sayacaktır. 2015 Ulusal Askeri Stratejisi bize sadece bu üzücü gerçeği doğruluyor.

[Counterpunch’taki İngilizce orijinalinden Sendika.Org tarafından çevrilmiştir]
http://www.sendika.org/2015/07/pentagonun-2015-stratejisi-mike-whitney/

PAYLAŞ.
VicdaniRet.org