Sezo Yekta Uluateşe

2013 27 Aralık-Sezo Yekta Uluateşe (Boğaziçi Üniversitesi’ndeki etkinlikte vicdani reddini açıkladı)   ASKERLİK NE AYOL! Ben Sezo Yekta Uluateşe. 1995 diyarbakır doğumluyum. babam kürt, annem türk. öğrenciyim, eşcinselim. Doğduğumuz andan itibaren biz erkeklere mavi renk sevdirildi, oyuncak silahlar alınıp yine erkek akranlarımızla oynamamız gerektiği öğretildi. halbuki hiçbirini yapmak gelmiyordu içimden ben pembeyi seviyor silah yerine bez

2013 27 Aralık-Sezo Yekta Uluateşe (Boğaziçi Üniversitesi’ndeki etkinlikte vicdani reddini açıkladı)

 

ASKERLİK NE AYOL!
Ben Sezo Yekta Uluateşe. 1995 diyarbakır doğumluyum. babam kürt, annem türk. öğrenciyim, eşcinselim.
Doğduğumuz andan itibaren biz erkeklere mavi renk sevdirildi, oyuncak silahlar alınıp yine erkek akranlarımızla oynamamız gerektiği öğretildi. halbuki hiçbirini yapmak gelmiyordu içimden ben pembeyi seviyor silah yerine bez bebekler daha hoşuma gidiyordu. deli gibi ordan oraya koşuşturup çatışmıyormuş gibi yapmak yerine ayşe fatmayla evcilik oynamak beni acayip mutlu ediyordu. o dönemde başladı işte şu bilindik erkil lakaplar, etiketler. canımı en çok acıtan sadece çevresinden duyup anlamına dair tek bir şey bilmeyen arkadaşlarımın küstahça o ağır ithamları gerek yüzüme karşı gerekse de arkamdan söylemeleri. artık ben bile alışmış olmuştum. pembeyi seviyor kızlarla oynuyorum diye “top” oluyordum. belki de haklıydılar bu böyleydi. biraz daha büyüyünce kendini saklama koruma içgüdülerin daha fazla artıyor, kendini toplumdan dışlıyor birileriyle bu konuda konuşmak istemiyorsun biri anlayacak diye her an tedirgin ve her an uzaklaşan vaziyettesin evet toplumun baskıları biraz daha artıyor yaş ilerledikçe, okulda ; sınıf arkadaşların, öğretmenlerin, idare .. veli toplantılarından duyulan tek şey hareketlerine bir az daha dikkat etsin oluyor. veliler arasında da başlıyor bi ötekileştirme “bizim serdarın bahsettiği kız gibi olan çocuğun babası değil mi, allah sabır versin valla” diye bu tabii okul kısmı.. sokakta yürürken, markete giderken, faturaları yatırırken, kullandığımız sosyal medya sitelerinde hep tacizkar, aşağılayıcı, sistemin kölesi olmuş tehdit ve söylemlere maruz kalıyoruz. neyse bunlar devam ededursun yaş ilerliyor tabii okul bitti iş bulmak istiyorsun ama askerliğini yapmamışsın bakınız sistem o kadar erilleştirilmiş ki bir düzen içersinde sürdürülüyor gibi.
Çocukluğundan bu yana en korktuğun ve baş belası gelip çatıyor işte..askerlik şubesinin içerisine girmenle başlıyor zaten o aşağılama hor görme. neyse gidiyorsun omuzlarında bir kaç yıldızı olanın yanına tipine bakıyor ardından patlatıyor bi kahkaha “ibne misin lan sen” diyor “gidip raporunu al dizini kır evinde otur pasta börek yap” diye aşağılıyor. çıkıyorsun, bazen dozu öyle bir aşıyorlar ki iki damla yaş süzülüyor gözünden.
Evet yaşadıklarımı yaşadım. lakin şu askeriye kısmını yaşamadım yaşamak da istemiyorum. çürük değil eşcinselim. kendi irademle askere gitmeyeceğim! 2 yıl önce 34 canı katleteden ve hala katillerinin yargılanmadığı bu kurumun beni gururum ve onurumla yüzleştirecek hiçbir hak ve hadde sahip olmadığını yineliyor, vicdanımla hareket etmekten vazgeçmeyeceğime söz veriyorum.

TERTİP NE AYOL ?!
SEZO YEKTA ULUATEŞE

PAYLAŞ.
VicdaniRet.org