Savaş uğultusu – Mehmet Nuri Özdemir
BM’nin 2026 Küresel Riskler Raporu’nda savaşın belirgin bir risk olarak kodlanması savaş olasılığını ciddiye almamızı zorunlu kılıyor.
BM’nin 2026 Küresel Riskler Raporu’nda savaşın belirgin bir risk olarak kodlanması savaş olasılığını ciddiye almamızı zorunlu kılıyor.
Vicdani ret mücadelesi bugün yalnızca bireyin askerlik yapmayı reddetme hakkını savunan hukuki bir talep olmaktan çıkmış; yükselen militarizme, savaş politikalarına ve toplumun giderek daha fazla güvenlik eksenli yeniden şekillendirilmesine karşı etik, politik ve toplumsal bir itiraz biçimine dönüşmüştür.
Türkiye, 2024 itibarıyla en fazla silahlanma için harcama yapan ülkeler arasında 17. sırada yer aldı. Silahlanma bütçesi, 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 12 arttı ve 25 milyar dolara yükseldi.
Hem Fransa ve hem de Almanya’nın içinde bulundukları durum, Ukranya savaşını gerekçe göstererek militer politikalara hız verdiklerini görmekteyiz. Bunun siyasete yansımaları olduğu gibi, gündelik hayat, sosyal hayat ve çalışma hayatına negatif etkilerini de gün geçtikçe daha da yakından izlemekteyiz.
Polonya, Baltık ülkeleri, Finlandiya ve Ukrayna, sivil kayıplara yol açtığı gerekçesiyle yasaklanan kara mayınlarını yeniden kullanmayı gündeme aldı. Güvenlik gerekçesiyle Ottawa Antlaşması’ndan çekilen ülkeler, eleştirilerin odağında.
“Avrupa’da bir heyûlâ kol gezdirilirken, NATO transatlantik bir yapıdan güneydoğu Asya’yı da mesele edinen küresel bir örgüt olmaya doğru ilerlerken, günü geldiğinde bize de nöbet yazılacağını görmüyor musunuz?”
Belçika Savunma Bakanı Theo Francken ve diğer kabine üyeleri Audi tesisinin “askeri yenilenmenin bir parçası olarak silah üretim tesisine dönüştürülmesini” istiyormuş. Audi tesisinin hikayesini Avrupa hikayesi haline getiren işte bu istek. Yeni Avrupa’nın sembolü silah üreticisine dönüştürülen sanayi tesisleridir. Anton Jager Avrupa’da hükümetlerin bir tür askeri Keynesçilik uygulayarak ekonomik krizi yumuşatma eğiliminde olduğunu belirtiyor.
Bir zamanlar Türkiye’deki Milli Güvenlik Bilgisi derslerini, demokratikleşme ve çocuk hakları gerekçeleriyle eleştiren ve kaldırılmasını savunan Avrupa Birliği’nin, şimdi kendi içinde benzer uygulamaları düşünmesi ironik bir tablo çiziyor.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, bazı Avrupa ülkelerinin zorunlu askerliğe bakışını değiştirdi. Özellikle coğrafi olarak Rusya’ya daha yakın ülkeler, olası bir savaşa karşı ordularını güçlendirmek istiyor.
Bir kış uykusundan uyanmış ama kendisini hakikatin çölünde içtimaya çağırılırken bulmuş gibi bir tutum içindeki Avrupa’da III. Dünya Savaşı hazırlığı olarak görülecek çok şey oluyor