Savaş uğultusu – Mehmet Nuri Özdemir
BM’nin 2026 Küresel Riskler Raporu’nda savaşın belirgin bir risk olarak kodlanması savaş olasılığını ciddiye almamızı zorunlu kılıyor.
BM’nin 2026 Küresel Riskler Raporu’nda savaşın belirgin bir risk olarak kodlanması savaş olasılığını ciddiye almamızı zorunlu kılıyor.
Türkiye’nin kendisine dönük bir saldırıyı defetmek için öz savunma hedefi dışında bir “saldırı savaşı”na girmesi yasaktır. Bu nedenle ABD ve İsrail’in tutumuna karşı çıkmak siyasi bir takdir meselesi değil, anayasal bir zorunluluktur, diyebiliriz
ABD’nin talebi sadece Maduro’yu sahneden indirmek değil. Washington bu hamleyi, Batı yarımkürede yeniden hakimiyet ilanı olarak görüyor. “Donroe Doktrini” söylemiyle Monroe Doktrini’ne açık gönderme yapıyor ve “Batı yarımkürede Amerikan hakimiyetinin” sorgulanamayacağı bir düzen tesis etmek istiyor.
III. Dünya Savaşı’nın 5-10 yıl içinde patlak vereceğine inananların Avrupa’daki oranı yüzde 50’leri geçmeye başlarken, NATO komutanları dillerine 2027 yılını dolamış bir görüntü veriyorlar
İran’a yönelik saldırılarda petrol rafinerileri, petrol depolama tankları ve santraller hedef alındığı ve bu tür alanlar çevreyi kirletici maddelerle dolu olduğu için çevrede ciddi kirlilik oluşması kaçınılmazdı.
Trump, ne zaman ne yapacağı kestirilemeyen, hiçbir kurala bağlı olmadan istediğini istediği şekilde vurabilen “beyaz erkeklik organı” olarak ortalıkta salınıyor. Seyirci dünya, edilgenleşerek tecavüze tanıklık ediyor. Tecavüzün insanlıkdışılığı üzerine konuşmaktansa, Trump’ın “delişmenliğini”, B2’leri GBU57A/B’lerin vurucu güçlerini tartışıyor.
Gerçek: Birkaç silah üreticisinin elde ettiği kârlar ve savaşları teşvik eden politikacıların elde ettiği geçici güç, hem mağdurların hem de galiplerin çektiği acılarla, çevreye, ekonomiye ve topluma verilen zararla karşılaştırıldığında o kadar önemsizdir ki, savaşa herhangi bir alternatifin çok daha yararlı olduğu görülmektedir.
Orban hem de bir NATO üyesi ülkenin Başbakanı olarak “düşman liderlerle” görüşmek için kimden yetki almıştı! Kim oluyordu! Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun başına gelen suikast girişiminden de mi ders almamıştı! (Bakalım, belki Trump’ın başına gelenden “dersini (!) alır.”)
Böylece muhalefeti etkisizleştirmenin, arkasına dizemese bile kıpırdayamayacak hale getirmenin, ülkeyi iyice yasağa ve baskıya boğmanın, toplumsal itirazları yok etmenin ve ekonomiyi şekillendirmenin yolunu açacak.
Bir kış uykusundan uyanmış ama kendisini hakikatin çölünde içtimaya çağırılırken bulmuş gibi bir tutum içindeki Avrupa’da III. Dünya Savaşı hazırlığı olarak görülecek çok şey oluyor