Anayasa Mahkemesi, 10 Eylül 2025’te aldığı ve 29 Aralık 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla yoklama kaçağı ve bakaya kalma suçlarına ilişkin düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti. Karar oybirliğiyle alındı.
Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi, başvuruda suçların başlangıç tarihlerinin belirsizliği, aynı fiil için hem idari para cezası hem hapis cezası verilmesi ve aynı eylem nedeniyle birden fazla dava açılmasını dayanak gösterdi.
Ancak Anayasa Mahkemesi, yoklama kaçağı ve bakaya suçlarının kesintisiz suç niteliğinde olduğunu belirterek, aynı eylem nedeniyle tekrar tekrar dava açılmasının hukuka aykırı olmadığına karar verdi. Ayrıca askerlik çağrılarının TRT ve e-Devlet üzerinden yapılan duyurularla tebliğ edilmiş sayılmasının hak kaybına yol açmadığını vurguladı.
Bu karar vicdani retçiler açısından kritik bir sonuç doğuruyor. Anayasa Mahkemesi, yoklama kaçağı ve bakaya olma “suçu”nun sürekli ve yeniden işlendiğini kabul ederek, vicdani retçilerin aynı eylem nedeniyle defalarca yargılanmasının ‘aynı suç nedeniyle tekrar yargılanmama’ ilkesinin ihlali olmadığını karar bağlamış oldu. Böylece retçilerin yıllar boyunca tekrar tekrar kovuşturulması ve yargılanması meşrulaştırıldı.
Oysa uluslararası insan hakları standartları, bu tür mükerrer cezalandırmaları açıkça yasaklıyor. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14. maddesinde güvence altına alınan “aynı suçtan dolayı iki kez yargılanmama” (non bis in idem) ilkesi, vicdani retçilerin sürekli yeniden yargılanmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, askerlik hizmetini vicdani gerekçelerle reddeden kişilerin tekrar tekrar cezalandırılmasının bu ilkeye aykırı olduğunu defalarca vurgulamış durumda.
Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bu karar, yalnızca vicdani retçilerin yıllar boyunca tekrar tekrar yargılanmasına zemin hazırlamakla kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle de çelişiyor. Bu yaklaşım, vicdani retçilerin “sivil ölüm” halini derinleştiriyor ve hak ihlallerini kalıcı hale getiriyor.
Vicdani Ret İzleme
9 Ocak 2026


