II. Dünya savaşındaki gibi; Almaya’da Rus, Japonya’da Çin düşmanlığı yükseliyor – Yücel Özdemir

ABD’nin Asya-Pasifik’ye Çin’e karşı oluşturduğu kampın en etkili gücü olmaya aday Japonya, kaybettiği pazarları kazanmayı, ekonomiyi askeri harcamaları arttırarak canlandırmayı Çin ile gireceği bir bilek güreşinde görüyor.

Takaiçi seçimi kazandı: Japon milliyetçiliği ve militarizmi şahlanıyor

Japon “Demir leydi” Takaiçi, Çin düşmanlığı üzerinden emperyalist yayılma planlarını hayata geçirmek için mecliste üçte iki çoğunluğu elde etti. Seçimler, Japonya’nın emperyalist paylaşıma militarist güç olarak dahil olmasının önünü açtı.

Köln- İkinci Dünya Savaşından ağır yenilgiyle çıkan Almanya ve Japonya’da paralel şekilde milliyetçilik ve militarizm adeta şahlanış dönemini yaşıyor. Almanya, Ukrayna savaşının başlamasından hemen sonra askeri harcamalar için ek fon kurarken, ardından hızlı bir şekilde NATO’nun belirlediği yüzde 2 kriterini yerine getiren ilk ülke haline geldi. Ulusal çıkarlar temelinde sermayenin bütün partileri milliyetçi bir söyleme sarılırken, besledikleri bu ortamda aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi seçimlerden ikinci büyük parti olarak çıkmıştı.

İkinci Dünya Savaşının diğer mağlubu Japonya’da da geçtiğimiz yılın sonundan itibaren askeri harcamaların rekor düzeyde artırılmasına karar verilirken, pazar günü yapılan erken genel seçimlerde milliyetçilik zirve yaptı. İktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) başkanlığına seçilen ve ülkenin ilk kadın başbakanı olan 64 yaşındaki Sanae Takaiçi, aldığı erken seçim kararıyla önemli mevziler elde etti. 465 sandalyeli Temsilciler Meclisinde 316 sandalye kazanan LDP, hem uzun bir aradan sonra tek başına hükümet kurma imkanı elde ederken, hem de üçte iki çoğunluğu sağlayarak Anayasada bazı değişikleri tek başına yapma gücüne de ulaştı. Seçimlerden önce Temsilciler Meclisi’nde LDP’nin milletvekili sayısı 198’di.

1955’ten bu yana -2009’daki seçim yenilgisinin dışında- hep iktidarda kalan LDP, bu seçimlerde tarihinin en önemli başarılarından birisine imza attı. LDP’nin koalisyon ortağı Nippon Ishin (JIP) partisi sandalye sayısını 36’ya yükseltirken, ana muhalefet Anayasal Demokrat Parti (CDP) öncülüğünde kurulan Merkezci Reform İttifakı (CRA) ise ağır yenilgi aldı. İttifakın sandalye sayısı 172’den 49’a gerilerken, muhalefet liderlerinden peş peşe istifa sinyalleri geldi.

Seçim sonuçları, kısa bir süre önce parti başkanlığı ve başbakanlık koltuğuna oturan Japon “Demir leydi” Takaiçi’nin önümüzdeki dönem Japonya’nın emperyalist paylaşımda güçlü bir aktör olarak sahneye çıkacağı biçiminde değerlendiriliyor. Uzun bir süredir durgunluk döneminde bulunan Japon ekonomisindeki kimi kıpırdanmalara rağmen, özellikle Çin ile girdiği rekabette önemli pazarlarını kaybetmişti. Şimdi, bu pazarların milliyetçi ve militarist bir söylem ve ABD’nin tam desteğiyle geri alınması hedefleniyor.

Hangi söylemleri öne çıkardı?
Alman basınında yer alan haber-yorumlara göre, ekim 2025’te göreve gelen Takaiçi’nin henüz bir başarısı ortada yok. Nisan ayında yürürlüğe girmesi gereken yeni bütçe ortada olmadığı gibi, Japon para birimi ‘yen’in değer kaybetmesi, ona bağlı olarak enflasyon artışı ve reel ücretlerin düşüşü devam ediyor. Öncekilere göre az yıpranan bir lider olması ve sosyal medya ve televizyon programlarını etkili ve hedefli kullanan Takaiçi’nin kısa sürede güç kazanmasının asıl nedeni ise, yabancı düşmanlığı ve Çin karşıtlığı oldu. Takaiçi’nin vaatlerinin başında yabancıların Japonya’da emlak almasını engellemek geliyor. Aşırı sağcı ve milliyetçi söylemlerle, daha önce benzer çizgideki küçük partilere giden oyların LDP’ye dönüşü sağlandı. Bu nedenle yabancı düşmanı Sanseito partisi beklentilerin çok daha altında oy aldı.

Çin düşmanlığı prim yaptı
Almanya’da özellikle Ukrayna savaşının başlamasından bu yana yükselen Rus düşmanlığının bir benzeri Japonya’da Çin düşmanlığı üzerinden sürüyor. İkinci Dünya Savaşında bu ülkeler karşı karşıya geldiği için tarihsel düşmanlık seçim kampanyasına malzeme yapıldı. ABD’nin tam desteğini alan Takaiçi, seçim kampanyası sırasında sık sık Çin düşmanı bir söylemi öne çıkardı. Hatta, Çin’in Tayvan’a saldırmasını “Japonya için varlık yokluk” olarak tanımlayarak, buna sessiz kalmayacaklarının mesajlarını verdi.

Çin’in bu açıklamaya tepki göstermesi, uçak seferlerini iptal etmesi ve Japon deniz ürünlerinin ithalatının yasaklanması, milliyetçi söyleme sarılan Takaiçi’nin işine yaradı. Milliyetçi söylemin özellikle gençler arasında etkili olduğu da belirtiliyor. Die Tageszeitung’dan Martin Fritz, seçim sonrasında kaleme aldığı yoruma, “Güçlü bir liderlik hasreti” başlığını koyarken, Takaiçi’den “Milliyetçi Shinzo Abe’nin tek varisi” olarak söz etti. Bu da dünya genelinde yükselen milliyetçiliği Japonya’daki karşılığının Takaiçi olduğunu gösteriyor.

Askeri harcamalar rekor düzeyde arttı
1947’de karar altına alınan Japon Anayasası’na “Bir daha savaşa katılmama” (9. madde) yazılmıştı. Ülkenin savunması için ciddi bir ordu kurulmadı. Bu nedenle askeri harcamalar da hep düşük tutuldu. Ancak son birkaç yıldır artan emperyalist rekabetle birlikte Japon sermayesi de güçlü ordu ve daha fazla silahlanmayı gündeme getirdi.

ABD’nin Asya-Pasifik’ye Çin’e karşı oluşturduğu kampın en etkili gücü olmaya aday Japonya, kaybettiği pazarları kazanmayı, ekonomiyi askeri harcamaları arttırarak canlandırmayı Çin ile gireceği bir bilek güreşinde görüyor. Bu nedenle Takaiçi’nin seçimlerden sonra “Bu seçimlerde, özellikle ekonomi ve maliye politikalarda köklü bir değişim ve güvenlik politikasının güçlendirilmesi konusunda önemli kararlar alındı” dedi. Bu aynı zamanda Japonya’nın kısa sürede bölgede önemli bir askeri güç haline getirileceği anlamına geliyor. Bu kapsamda ulusal savunma için rekor düzeyde harcama planlıyor.

2026 mali yılı için hazırlanan bütçe tasarısı, yaklaşık 9 trilyon yen tutarında savunma harcaması öngörüyor. Bu rakam, 49 milyar avroya denk geliyor ve 2025’e göre yaklaşık yüzde 9.4 artışa tekabül ediyor. Verilen bilgilere göre, ayrıca planlanan “Shield” (Kalkan) savunma sisteminin kurulması için yaklaşık 100 milyar yen ayrıldı. Bu sistem, olası bir işgal durumunda düşman hedeflerine karşı insansız hava araçları kullanacak. Japonya, sistemin 2028 yılına kadar tamamlanmasını hedefliyor. Japonya, ayrıca Tayvan’dan yaklaşık 110 kilometre uzaklıktaki Yonaguni adasına füzeler yerleştirmeyi de planlıyor.

Askeri harcamalardaki artış, aynı zamanda bütçe açığının büyümesine yol açacak. Japonya’nın bütçe açığı yıllık gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) iki katından fazlasına ulaşmış durumda. Hükümet, artan askeri harcamaları, daha yüksek kurumlar vergisi ve tütün vergileriyle finanse etmeyi planlıyor. Ayrıca, 2027’den itibaren gelir vergisinde artış kararı alındı. Artan harcamaların faturasının halka kesileceği bugünden görülebiliyor. Tepkileri bastırmak için, birçok ülkenin yaptığı gibi milliyetçilik ve göçmen düşmanlığı körüklenmeye devam edilecek.

Kaynak: Evrensel

**

Japonya’da “savaş karşıtı anayasa” tartışması ne anlama geliyor?

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin seçim zaferi sonrası gündeme getirdiği “savaş karşıtı anayasanın revizyonu” çağrısı, ülkenin II. Dünya Savaşı sonrası kurduğu güvenlik düzenini yeniden tartışmaya açtı.
Japonya’da “savaş karşıtı anayasa” ifadesi, Anayasa’nın 9. maddesine işaret ediyor. Bu madde, Japonya’nın savaşı bir devlet hakkı olarak kullanmasını reddediyor; uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde güç kullanımını yasaklıyor ve “kara, deniz, hava kuvvetleri” gibi savaş gücü bulundurulamayacağını hükme bağlıyor.

Ancak Japonya’nın bugün fiilen bir ordusu bulunuyor. Resmi adı “Japonya Öz Savunma Kuvvetleri” olan yapı, hükümetler tarafından yıllardır “saldırı ordusu değil, savunma gücü” şeklinde tanımlanarak anayasanın getirdiği sınırlamalar yorum yoluyla aşılıyor.

Anayasanın değiştirilmesi ise bu gri alanın ortadan kalkması anlamına geliyor. Revizyon, Japonya’nın öz savunma kuvvetlerini anayasal olarak resmen “ordu” statüsüne taşıyabilir; ülkenin yalnızca savunma odaklı güvenlik doktrininden çıkarak ABD ile daha kapsamlı ortak askeri operasyonlara katılmasının önünü açabilir.

Uzmanlar, olası değişikliğin Japonya’nın yurt dışı askeri faaliyetlerini genişletmesi, uzun menzilli saldırı kapasitesi edinmesi ve “kolektif savunma” çerçevesinde ABD’ye yönelik bir saldırıya otomatik şekilde müdahil olması gibi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.

Tartışma, Çin’in Tayvan ve Doğu Çin Denizi çevresindeki baskısı, Kuzey Kore’nin füze programı ve Rusya ile artan bölgesel gerilimler nedeniyle Japonya’da güvenlik kaygılarının yükseldiği bir dönemde yeniden gündeme geldi.

Kaynak: Serbestiyet

PAYLAŞ.
VicdaniRet.org