Militarizm: Yaşama, Doğaya Ve Kadına Kurulan Kuşatma – Tazegül Kamiloğlu
Militarizm; erkeği “savaşçı” kimliğine hapsederken, kadını ve çocuğu bu şiddet sarmalının görünmez kurbanı ve hayatı yeniden kuran asıl öznesi haline getirir.
Militarizm; erkeği “savaşçı” kimliğine hapsederken, kadını ve çocuğu bu şiddet sarmalının görünmez kurbanı ve hayatı yeniden kuran asıl öznesi haline getirir.
Yerli Malı Haftası “kutlamaları” kapsamında çocuklara SİHA ve İHA tanıtımlarının yapılmasının, savaş mühimmatlarının detaylı biçimde anlatıldığı dergilerin dağıtılmasının, çocukların zihinsel ve duygusal gelişimi açısından ciddi riskler barındırdığı vurgulandı.
Hollanda’da “halkla kaynaşma” adı altında tam donanımlı askerler sokağa indi. “Sosyal devriye” olarak pazarlanan bu adımın arkasında, ordunu 100 bin kişilik personel hedefi ve eğitim, sağlık bütçelerinin silaha aktarılması yatıyor. Avrupa sermayesi krizden çıkış için “savaş ekonomisine” sarılırken, halka yoksulluk ve savaş korkusu pompalanıyor.
Sermayenin ve teknolojik elitin gereksinimleri ideolojik eğilimleri, militarist dönüşümü hızlandırıyor. Ancak vatandaşların büyük çoğunluğu savaş istemiyor.
Danışma Kurulu: Biriz BERKSOY/ Nurseli Yeşim SÜNBÜLOĞLU/ Özgür Sevgi GÖRAL
Sempozyum Genel Koordinatörü: Muhsin DALFİDAN
Sempozyum, canlı olarak dernek youtube kanalından izlenebilecektir.
Militarizmin en belirgin ve bir o kadar da korkunç özelliklerinden biri, insan yaşamının değersizleştirilmesidir. Militarizm, insanların ölüme sürüklenmesi için sürekli gerekçeler üretilmesini sağlar.
Geçtiğimiz günlerde ABD Savunma Bakanlığının adının savaş bakanlığı olarak değiştirilmesini öngören bir başkanlık kararnamesi imzalandı… Savunma Bakanlığı gibi savaş bakanlığı adı da yanıltıcı. Doğru ad, yıkım ve ölüm bakanlığı olmalı.
Hem Fransa ve hem de Almanya’nın içinde bulundukları durum, Ukranya savaşını gerekçe göstererek militer politikalara hız verdiklerini görmekteyiz. Bunun siyasete yansımaları olduğu gibi, gündelik hayat, sosyal hayat ve çalışma hayatına negatif etkilerini de gün geçtikçe daha da yakından izlemekteyiz.
Adem Yavuz Elveren’in yapıtı büyük bir eksikliği doldurarak ataerkil militarist iktidar ve tahakküm yapılarının karanlık cinsiyetçi yüzünü gözler önüne seriyor ve başta kadın hareketi olmak üzere şiddetsiz, barışçıl ve insancıl bir dünya için mücadele eden tüm toplumsal hareketler için vazgeçilmez bir kılavuz oluşturuyor.
Belçika Savunma Bakanı Theo Francken ve diğer kabine üyeleri Audi tesisinin “askeri yenilenmenin bir parçası olarak silah üretim tesisine dönüştürülmesini” istiyormuş. Audi tesisinin hikayesini Avrupa hikayesi haline getiren işte bu istek. Yeni Avrupa’nın sembolü silah üreticisine dönüştürülen sanayi tesisleridir. Anton Jager Avrupa’da hükümetlerin bir tür askeri Keynesçilik uygulayarak ekonomik krizi yumuşatma eğiliminde olduğunu belirtiyor.