İktidarı kurtarsa kurtarsa çatışma kurtarır – Fehim Taştekin
Erdoğan sadece Suriye değil Irak’ı da içine alan işgalci bir stratejide ısrar ediyor. Ne var ki koşulları oluşturamıyor.
Erdoğan sadece Suriye değil Irak’ı da içine alan işgalci bir stratejide ısrar ediyor. Ne var ki koşulları oluşturamıyor.
NOMAD, insanların kontrol ettiği, her tür kıyımı yapabilecek devasa bir savaş makinesi. Alphie ise insan gibi sürekli öğrenen, gelişen ve öncelikle savunmaya odaklı bir simülant… Her ikisi de ileri teknolojinin ürünü.
Militarizm ile pratik etkileri arasındaki gerilim, insani hizmetlere yönelik toplam talep arttıkça artma eğilimindedir. Veya bunu biraz farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse, sadece askeri güvenliğe değil, insan güvenliğine yönelik ihtiyaçlar çoğaldıkça bu gerilim de artma eğilimindedir.
ibre Rusya’nın savaşı kaybetmesine döndüğünde Putin’in elinin altındaki bütün düğmelere basabileceği Moskova tarafından ifade edilmişti. Bunların başında da nükleer silah düğmesi olduğu da belirtilmişti.
ABD, silah fabrikaları, elektrik santralleri, köprüler veya havaalanları gibi askeri açıdan stratejik hedefleri bombalamadı. Kasıtlı olarak savunmasız sivil nüfusu vurmak istediler ve yoğun nüfuslu bir değil iki şehir seçtiler.
İktidarı ve serveti korumanın ve buna yönelecek her politik itirazı engellemenin yolu, gündelik yaşamda sokağı tekinsizleştirmekten geçer.
filmin hiçbir yerinde izleyiciler nükleer çağın ilk kurbanlarının kabulünü bulamayacaklar. Gerçekten de film, bomba mahallinin “her iki yönde 40 mil boyunca hiçbir şeyin olmadığı” ıssız bir bölgede olduğu efsanesini tekrarlıyor.
Bugünkü çatışma Soğuk Savaş’a nazaran nükleer ve etkili konvansiyonel güçler arasında savaş riskini giderek arttırmaktadır.
Ordunun tarihsel olarak “düzen kurucu/koruyucu” işlevi Türkiye’deki darbe tarihini (ve son darbe girişimini anlamakta) önemli bir faktör olsa da kanımca ne yeterli ne de gerekli koşul.
Bunun nedeni, askeri emisyonların ve orduların enerji kullanımına ilişkin verilerin ulusal güvenliğe zarar verebileceği gerekçesiyle 1997 Kyoto Protokolü ve 2015 Paris Anlaşması’ndan muaf tutulmuş olması.