FOTOĞRAFLAR: İsrail’de aşırı militarizmin günlük hayata nasıl nüfuz ettiği – Nissi Peli
Kutsaldan sıradan olana kadar, askeri imgeler İsrail kamusal alanını kuşatıyor ve hayal gücümüzü, arzularımızı ve kolektif kimliğimizi şekillendiriyor.
Kutsaldan sıradan olana kadar, askeri imgeler İsrail kamusal alanını kuşatıyor ve hayal gücümüzü, arzularımızı ve kolektif kimliğimizi şekillendiriyor.
Tıpkı ABD’de olduğu gibi Avrupa’da da tırmanışa geçen askeri ve saldırgan dış politika hattı, sanayinin kayacağı yönü de belirlemiş oldu: Artık vagon üreten bir tesis Leopard tankları; otomotiv parçası üreten bir diğeri ise mühimmat üretiyor.
Kudüs’te yaşayan tarihçi Lee Mordechai, son iki yılını Gazze’deki sivillere yönelik İsrail şiddetini belgelemeye ayırdı. Bu röportajda, sözde ateşkesin ardından bile soykırımın neden devam ettiğini açıklıyor.
Militarizm; erkeği “savaşçı” kimliğine hapsederken, kadını ve çocuğu bu şiddet sarmalının görünmez kurbanı ve hayatı yeniden kuran asıl öznesi haline getirir.
Hafta başında Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) dörder yıllık dilimler halindeki kıyaslamalar üzerinden yayımladığı “Uluslararası silah transferlerindeki eğilimler” başlıklı rapor, en fazla silah satanların, savaş koşullarını olgunlaştıranlar olduğunu çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.
Türkiye’nin kendisine dönük bir saldırıyı defetmek için öz savunma hedefi dışında bir “saldırı savaşı”na girmesi yasaktır. Bu nedenle ABD ve İsrail’in tutumuna karşı çıkmak siyasi bir takdir meselesi değil, anayasal bir zorunluluktur, diyebiliriz
ABD’nin Asya-Pasifik’ye Çin’e karşı oluşturduğu kampın en etkili gücü olmaya aday Japonya, kaybettiği pazarları kazanmayı, ekonomiyi askeri harcamaları arttırarak canlandırmayı Çin ile gireceği bir bilek güreşinde görüyor.
Büyük ölçüde fosil yakıta dayalı olan askeri faaliyetler, küresel emisyonların önemli bir bölümünü oluşturmasına rağmen hâlâ şeffaf biçimde raporlanmıyor. Uzmanlara göre, savaşların iklim üzerindeki etkileri ise sınır tanımıyor ve tüm dünyayı etkiliyor
ABD’nin talebi sadece Maduro’yu sahneden indirmek değil. Washington bu hamleyi, Batı yarımkürede yeniden hakimiyet ilanı olarak görüyor. “Donroe Doktrini” söylemiyle Monroe Doktrini’ne açık gönderme yapıyor ve “Batı yarımkürede Amerikan hakimiyetinin” sorgulanamayacağı bir düzen tesis etmek istiyor.
Emperyalist savaşlara karşı çıkılan, “Vietnam Kasabı” Robert Komer’a haddi bildirilen kamu üniversitelerinden web sitelerinde sınır ötesi operasyonların desteklendiği, özel harekat askerlerine övgüler düzülen üniversitelere gelindi.