Kolombiya’nın düşündürdükleri – Sezin Öney
İmzalanan anlaşmadaysa, üç ana başlık var: “Kırsal kesim için reform”, “Siyasete katılım için demokratik açılım” ve “Uyuşturucu ticaretinin önlenmesi”.
İmzalanan anlaşmadaysa, üç ana başlık var: “Kırsal kesim için reform”, “Siyasete katılım için demokratik açılım” ve “Uyuşturucu ticaretinin önlenmesi”.
Arkanıza yaslanın, bir an dünyanın değişik bölgelerinde savaşlardan dolayı yaşamlarını yitiren binlerce insanı düşünün. Sonra Wolfgang BORCHERT aşağıdaki mükemmel yazısını okuyun. Insan olduğunuzu hatırlayacaksınız
Şehit kelimesi ile şahit kelimesinin aynı kökten geldiğini biliyor musunuz? Aramcadan hem Batı dillerine hem Arapçaya geçen bu kelime, peygamberin mucizesine ve yüce Hakikat’e tanık olmak anlamına geliyor.
Avrupa’nın birçok ülkesinde yasal bir hak olan ya da sivil hizmet alternatifi sunulan vicdani ret hakkı Türkiye’de anayasada tanımlanmış değil. Vicdani reddini açıklayan kişiler çeşitli hukuki yaptırımlarla karşılaşırken; kişi vicdani reddi sonrası toplumsal baskı, işsiz kalma ve hapse girme gibi birçok riskle yaşamak zorunda kalıyor.
Peki TSK, şiddetin yeniden başgöstermesi karşısında salt iktidarın, “Son terörist ölünceye kadar çatışmalara devam” talimatı doğrultusunda, isteksiz olarak mı sahada hareket ediyor?
Başbakanlık Koordinasyon Merkezi ve Başbakanlık Takip Merkezi adlı iki yeni oluşumun hayata geçirilmesi devletin kendi iç organizasyonunda güvenlik rejimini esas alan dönüşümün yeni bir aşamaya geldiğinin kanıtı.
insanlar ölmek istemedikleri ve başkalarının -en azından yakınlarının- ölmesini istemeyecekleri için onları ölümün iyi ve cazip bir şey olduğuna ikna etmek gerekiyor. Yani toplumun ölümlere rıza göstermesi için ölümün gerekli ve yüce bir erdem olduğunu anlatan güçlü bir efsane gerekiyor. Şehitlik efsanesi bu işlevi yerine getiriyor.
İnsan, doğal yasalara yabancılaşmasıyla doğanın efendiliğine (uygarlık) soyunmuş ve doğa üzerinde hakimiyet kurmaya değin ilerlettiği akılsızlığı ile barışla olan bağlarını onarılamayacak şekilde kökünden koparmıştır.
Her insanın ve toplu olarak tüm insanların ulusal düzlemde olduğu kadar, uluslar arası alanda da sahip olduğu barış hakkı, insan hakları hukukunda şu üç alt hakla somutlandırılır; 1- güvenlik hakkı, 2- savaşa muhalefet hakkı, 3- silahsızlanma hakkı.
Sürpriz olan, “Yetti artık” çığlığının bu kez kederli analardan, barış isteyen aydınlardan, savaş karşıtı meydanlardan değil, savaşta olan bir üniformalıdan gelmesiydi.