25 Mar 2026
* Tazegül Kamiloğlu: Söke Kadın Dayanışma Derneği Başkanı
Savaş sadece iki ordunun çarpışması değildir; militarizm ise sadece bir savaş ilanı değil, sivil hayatın her hücresine sızmış kuşatıcı bir düşünme biçimidir. Gücün kutsandığı, mutlak itaatin erdem sayıldığı ve eril tahakkümün doğallaştırıldığı bu siyasi-kültürel düzen, özgür bir dünya kurmanın önündeki en büyük engeldir.
Erkekler bize yıllardır savaşın “kahramanlık” hikâyelerini anlatıyor. Oysa kadınlar, o yıkıntılar arasında hayatı yeniden toplamak için iğneyle kuyu kazıyor. Bir erkek için savaş bazen bir “şan ve güç” mesajı iken, bir kadın için savaş sadece ve sadece bir hayatta kalma meselesidir. Militarizm; erkeği “savaşçı” kimliğine hapsederken, kadını ve çocuğu bu şiddet sarmalının görünmez kurbanı ve hayatı yeniden kuran asıl öznesi haline getirir.
Militarizmin attığı bir bomba sadece bir evi yıkmaz; o evin içindeki tüm bir ekosistemi parçalar. Doğaya yönelik bu saldırgan tahribat ile kadınlara yönelik şiddet aynı kaynaktan beslenir; bu asla bir tesadüf değildir. Aynı militarist zihniyet, hem toprağı hem de kadın bedenini kontrol edilmesi, fethedilmesi ve üzerinde tahakküm kurulması gereken birer “alan” olarak görür. Doğanın talanı ile kadının bedenine ve emeğine yönelik saldırı, bu eril ideolojinin birbirinden ayrılmaz
Bugün Ortadoğu’da ve dünyanın dört bir yanında tanık olduğumuz bu yıkım, küresel güç odaklarının hırsları uğruna insanlık onurunun çiğnenmesidir. Bizim görevimiz, bu vahşeti bir ekran başında “seyretmek” değil; çiğnenen her bir hayatın hesabını sormaktır. Savaşın yarattığı o uyuşturucu “seyircilik” hissinden kendimizi korumalı ve bu şiddet kültürünün bize dayattığı uykudan uyanmalıyız.
Savaşa karşıyız; çünkü militarizmin hem toprağımızı hem de ruhumuzu kirletmesine izin vermeyeceğiz. Barışı inşa etmek; sadece silahları susturmaktan öte, doğayla barışık, eril tahakkümden arınmış ve yaşamı kutsayan yeni bir dil kurmaktır. Gözlerimizi karartılan bugünden ayırıp, gelmekte olan barış dolu geleceğe odaklanmalı ve o geleceği bugünden savunmalıyız.
Unutmayalım ki; savaşın kazananı yoktur. Kazananı olmayan bu kavgada, kaybeden daima doğa, kadınlar ve çocuklar olacaktır.
Kaynak: Söke Ekspres


