“TSK’daki intihar oranları sivil intiharlardan üç kat daha fazla” (Prof. Dr. Doğan Şahin’le röportaj)

İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin’e göre asker alımlarında güçlü bir eleme sistemi kurulursa intiharlar büyük oranda azalır. (RÖPORTAJ)

Asker muayeneleri titiz yapılsa intiharlar büyük oranda azalır

ZEYNEP KILIÇ
4 Ocak 2015, Pazar
‘Asker intiharları’ son yıllarda tabu olmaktan çıktı. Ancak ‘bu intiharlar nasıl önlenebilir’ sorusunun cevabı hâlâ yeterince konuşulmuyor. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin’e göre asker alımlarında güçlü bir eleme sistemi kurulursa intiharlar büyük oranda azalır.

Asker intiharlarının sivil intiharlardan oran olarak daha fazla olmasının sebebi nedir?

Bizde intihar oranları ‘yüz binde’ olarak ifade edilir. Türkiye’de intihar oranları ortalama yüz binde dört. Askerde ise bu oran yüz binde 12 civarında. Amerikan ordusunda intihar oranı bizdekinden çok yüksek. Onlarla kıyaslayınca bizim ordumuzdaki intihar oranları olağanüstü yüksek değil. Ama sivil intiharlardan üç kat daha fazla. Askerde durum hep böyledir. Çünkü orduda çok yoğun bir stres ortamında bulunuyor kişiler. Askerlik kadar yoğun stres barındıran başka bir iş pek yok herhalde.

Tek sebep askerde stresin normalden çok daha fazla olması mı?

Gençleri askere alırken yeterince filtreleme yapılmıyor. Askerlik yapmaması gereken bir sürü kişiyi orduya alıyorlar. İntiharların arkasında çok sayıda kişilik bozukluğu vakası var. Yani bunların askerlik yapmayacağı, askerlik yasasında belli. Anti-sosyal kişilik bozukluğunun askerlikle bir alakası yok. O kişi askerlik yapamaz. Vatandaşın psikopat dediği insanlara ve sosyopatlara silah verilemez. Çünkü bu insanlar disiplinli bir hayat sürdüremez. Bunları bir yere hapsettiğiniz zaman ya kendilerine ya da başkalarına zarar verirler. İntihar edenlerin büyük kısmını anti-sosyal kişilik bozukluğu olanlar oluşturuyor. Bunlar biliniyor. Bu kişiler askere alınınca eğitimler ve kışla şartları yüzünden uzun süre tedavi altına da alınamıyor. Bir de kaldıramayacakları yoğunlukta bir stres altında kalıyorlar. İkinci bir grup da madde bağımlıları. Bu kişilerin de askere alınmaması lazım. Orada da yeterince irade kullanamıyorlar.

Neden bu irade gösterilmiyor?

Genel yaklaşım şu. Biz alalım. bir problem olursa askerlikten alırız. Bir de yetkililerde ‘aldatılmayalım’ refleksi var. Askere alma heyetleri, ‘madde kullanıyorum’ diyen birini askere almazsa herkes ‘ben madde kullanıyorum’ der diye düşünüyorlar. Halbuki bunu anlamak zor bir şey değil. Hastane kayıtları vardır. Daha önce gittikleri yerler vardır. Kan tahlilleri yapılabilir. Ama bu daha iyi bir organizasyon ve daha çok emek gerektirir. Dolayısıyla böyle bir yatırım yapılmıyor. ‘Askere alalım, orada anlarız’ gibi bir tutum söz konusu. Ama bu, kişinin altı ay askerde kalması anlamına geliyor. O dönemde hem kendisi için yoğun bir strese giriyor hem etrafı için bir stres kaynağı oluyor. Bu kişilerin hem kendisine hem başkasına zarar verme ihtimali yüksek.

Peki nasıl bir tutum izlenmesi lazım?

Askerlik yapmaması gereken bir insanı askere almamak için bir filtre koyalım. Arada bu işi suistimal edenler olabilir mi? Olabilir tabii. Ama bunun olması diğer ihtimalin olmasından daha iyi. Genelde sistem şu şekilde işliyor: Biz hiçbir kandırmacaya düşmeyelim. Arada askerlik yapmaması gerekenleri alırsak da sonra bunları elimine ederiz. Yani, ‘arada bir-iki kişi askerlik yapma ehliyeti olduğu halde yalan söylediği için askere alınmaz, aman öyle bir duruma düşmeyelim’ diye askerlik yapmaması gereken insanları da askere alıyorlar. Filtrenin tersine çevrilmesi lazım.

‘Askerde intihar edenler, askere alınmamış olsalar intihar etmezdi’ diyebilir miyiz?

İntihar eden bu kişiler, stres kaldırması zor olan insanlar. Askerlikte bunları daha da stres altına sokuyorsunuz. Dışarıda olsa belki başka bir çıkış yolu bulacak. Siz onu bir yere kapatıyorsunuz, burada bir stresle karşılaşıyor. Diyelim evden kötü bir haber geliyor. Askerlikteki intiharların çoğu fevri, impulsive dediğimiz. Yani ani bir kararla, birdenbire oluyor ve kişi o durumu tolere edemiyor. Üzücü bir haber aldığınız zaman elbette siz de üzülürsünüz ama durup düşünürsünüz ne yapabilir, ne edebilirim diye. Bu kişiler hemen harekete geçiyor. İntihar edenlerin çoğu kişilik sorunu olan insanlar. Bunlar askere alınmasalar ve dışarıda tedavi görseler belki de intihar etmeyecek insanlar.

Madde bağımlılığı ya da kişilik bozukluğu olmayan askerlerde de intihar olur mu?

Olur. Bir insan çok dara düşerse, kendini çok çaresiz hissederse, ne kadar iyi olursa olsun intihar edebilir. Ancak intihar vakalarının yüzde 90’ında psikiyatrik rahatsızlık vardır. Ama psikiyatrik rahatsızlığı olması, kronik olduğu anlamına gelmiyor. Siz de ben de herhangi bir zamanda depresyona girebiliriz. İki aylık depresyona girebiliriz ve bu bizim her zaman öyle olduğumuz anlamına gelmez. Bir şey olmuştur, çoğu depresyondur bunun. Yüzde 90’ında psikiyatrik rahatsızlık vardır. Bu da şu anlama geliyor. Askerde intiharlar fazla ise iyi izlenmiyor. Hasta depresyona giriyor ama kontrol edilmiyor demek ki. Ben askerlik yapan arkadaşlarla ya da askerde psikiyatrlık yapanlarla, askeri hastanede çalışanlarla çok konuştum. Şunu aktarıyorlar, ‘asker, bölüğünde hastalanıyor bize ulaşması zaman alıyor. Komutanlar ‘bir şeyin yok’ deyip göndermiyorlarmış. Şunu da çok anlatıyorlar. Psikiyatr, depresyon için bir ilaç yazıyor. Komutan ilacı beğenmiyor ve ‘kullanmayacaksın’ diyor.

Ordudaki ruh sağlığı hizmetleri ne durumda?

Askerde verilen ruh sağlığı hizmetlerinde problem var. Hem alınırken hem de askerlik sırasında hastanın takibinde. Zaten askeriyenin elinde çok fazla psikiyatr yok. Bölüklerde psikologlar ve psikolojik danışmanlar oluyor. Onlara çok yoğun bir şekilde meslek içi eğitim vermek ve onlarla psikiyatrist arasında çok yoğun bir bağlantı kurmak lazım. Askerin çok kolay bir şekilde psikyatrlara ulaşabilmeleri bölüklerindeki diğer sağlık çalışanları üzerinden takip edilebilmeli.

Askerlik sona erince intihar riski bitiyor mu?

Esas atlanan şeylerden biri bu. ABD, Vietnam savaşında kaybettiği askerlerden daha fazlasını, döndükten sonra intihar edenlerle kaybetti. Vietnam’a gidip intihar eden asker sayısı 58 bin. Savaş insanları hastalandırıyor. Travma sonrası stres bozukluğu denilen rahatsızlık var. Bunlarla ilgili hiçbir tedavi programımız yok. Askerler Güneydoğu’da çatışma ortamında bulunuyor, askerlikleri bitince ‘hayırlı tezkereler, geçmiş olsun’ denip bırakılıyorlar. Amerika’da mesela askerden dönen bir kişinin ruhsal tedavilerini beş yıl devlet üstleniyor. Vietnam gazileri için hayat boyu.

Bedelli askerlik için arabasını satan kişilere rastlıyoruz. Askerliği tehir etmek için normalde böyle bir düşüncesi yokken, yüksek lisans yapan kişi de çok. Doğru bildiğimiz yanlışlar mı var? Her Türk asker doğmuyor mu?

Niye asker doğsun. İnsanlar insan olarak doğar. Doktor, gazeteci olarak filan doğmaz, insan olarak doğarlar. Bizim öteden beri militarist bir kültürümüz var. Savaşan ordularda yüksek oranda travma sonrası stres bozukluğu görülüyor. Bu oran yüzde 35-40’larda. Mesela çok uzun yıllar bizim askerlerde bu hastalık hiç görülmedi çünkü tanım konulmadı. Bizim askerlerde olmadığını iddia ediyorlardı. Tanı konulmasını istemiyorlar. Güneydoğuya giden askerlerin yüzde 30’unda da ruhsal bir hastalık ortaya çıkıyor. Kabul edersiniz ki kimse böyle bir şeyi yapmak istemez.

http://www.zaman.com.tr/pazar_asker-muayeneleri-titiz-yapilsa-intiharlar-buyuk-oranda-azalir_2268396.html

PAYLAŞ.
VicdaniRet.org