Vicdani Ret Hakkı İzleme Raporu Yayında

Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin nitelikli izlemesi altında yer alan Ülke Grubu davaları kararlarının uygulanmasıyla ilgili derneğimizin de içerisinde olduğu altı farklı örgüt tarafından hazırlanan vicdani ret hakkı izleme raporu yayında. Söz konusu izleme raporumuz, Türkiye’de vicdani ret hakkının mevcut durumuna ilişkin bir bilgilendirme yapmanın yanında; Hükümetin Bakanlar Komitesi’ne vicdani ret hakkıyla ilgili sunduğu Eylem Planını ve vicdani ret alanında çalışma yürüten sivil toplum örgütlerinin yorum ve önerilerini de ele alıyor.

“Yasama Tedbirleri ve İnsan Hakları Kısıtlamaları Gölgesinde Türkiye’de Vicdani Ret Hakkı Raporu”na şuradan ve şuradan da ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin nitelikli izlemesi altında yer alan Ülke Grubu davaları kararlarının uygulanmasıyla ilgili derneğimizin de içerisinde olduğu altı farklı örgüt tarafından hazırlanan vicdani ret hakkı izleme raporu yayında. Türkçe çevirisi tamamlanan rapor, geçtiğimiz aylarda Komiteye sunulmuştu. Komite aldığı kararlarla Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni vicdani ret hakkı ile ilgili etkin adımlar atmaya ve vicdani ret hakkını tanımaya çağırmıştı. 2021 Haziran ayında kadar, hükümetten vicdani ret hakkıyla ilgili bir eylem planı bekleyen Komite’nin kararlarını, Türkiye’de süren vicdani ret hakkı mücadelesi açısından heyecan verici buluyoruz. Hükümetin ilgili adımları atmasını istiyor ve vicdani reddi uluslararası insan hakları standartları uyarınca tanıması gerektiğini yeniden hatırlatıyoruz.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2006’da aldığı kararla, vicdani retçi Osman Murat Ülke’nin defalarca gözaltına alınmasıyla ilgili yapılan başvuruda, Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni 3. maddesini (alçaltıcı muamele yasağı)ihlal ettiğine hükmetmişti. Bakanlar Komitesi Türkiye’de vicdani ret hakkının ele alındığı Ülke Grubu davalarını, 2007 yılında “nitelikli izleme” kapsamına almıştı.

Vicdani Ret Derneği olarak İnanç Özgürlüğü Girişimi, Norveç Helsinki Komitesi (Norwegian Helsinki Committee), Uluslararası Savaş Karşıtları (War Resisters İnternational), Avrupa Vicdani Ret Bürosu (European Bureau for Conscientious Objection) ve Connection e.V ile birlikte, Etkiniz desteğiyle, Ülke Grubu davaları kararlarının uygulanmasıyla ilgili bir izleme raporu hazırladık. Hazırladığımız bu raporu, geçtiğimiz aylarda düzenlenen Bakanlar Komitesi toplantısı öncesinde Komiteye sunduk.

Çevirisinin tamamlanmasıyla beraber, hazırlamış olduğumuz raporu kamuoyuyla ve sivil toplumla paylaştığımız için mutluyuz. Söz konusu izleme raporumuz, Türkiye’de vicdani ret hakkının mevcut durumuna ilişkin bir bilgilendirme yapmanın yanında; Hükümetin Bakanlar Komitesi’ne vicdani ret hakkıyla ilgili sunduğu Eylem Planını ve vicdani ret alanında çalışma yürüten sivil toplum örgütlerinin yorum ve önerilerini de ele alıyor.

Türkiye Hükümeti, 31 Mart 2020 tarihinde Komite’ye sunduğu Eylem Planında vicdani ret hakkına ilişkin çeşitli tedbirlerin alındığını iddia etmiştir. Eylem Planında, bedelli askerlik uygulamasını vicdani ret hakkına bir alternatif olarak sunan Hükümet, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru mekanizmasını vicdani retçilere yönelik bir yasama tedbiri olarak sunmuştur. Bunun yanında, Yargı Reformu Stratejisi ve İnsan Hakları Eylem Planı’nın da Ülke Grubu davalarına yönelik yürütme tedbirleri kapsamında yer aldığını belirtmiştir.

Bakanlar Komitesi, 2012 yılında aldığı kararda, Türkiye’yi vicdani retçilere yönelik gerekli yasama tedbirlerini almaya, retçiler için etkili ve erişilebilir bir prosedür sağlamaya davet etmişti. Ancak Türkiye, 2012’de alınan bu karara rağmen, vicdani retçilere defalarca kovuşturma ve hüküm giyme riskini ortadan kaldırmaktan uzak bir şekilde, vicdani ret hakkını yok saymaktadır.

Uluslararası beş farklı örgütle birlikte hazırladığımız İzleme Raporu’nda belirttiğimiz üzere, Türkiye Hükümeti, vicdani ret hakkını uluslararası insan hakları standartları uyarınca tanımama noktasında ısrarcıdır. Askeralma Kanunu ile getirilen bedelli askerlik uygulaması, zorunlu askerliğe karşı vicdani reddini açıklayan bireyler için bir alternatif değildir. Vicdani retçilere yönelik idari para cezaları ve cezai soruşturmalar, retçiler için “sivil ölüm” koşullarını sürekli hale getirmektedir. Hükümet Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru mekanizmasını vicdani retçilerin kullanabileceği bir yol olarak önerirken; 2012 yılından bu yana AYM’ye yapılan ve hala sonuçlanmayan 20’yi aşkın başvuruyu görmezden gelmektedir. Vicdani reddin bir insan hakkı olarak tanınmaması sebebiyle, retçilerin siyasi hakları ve hareket özgürlükleri kısıtlanmakta, eğitim hakları engellenmektedir.

Bakanlar Komitesi, Ülke Grubu davalarına ilişkin aldığı son kararlarla, Türkiye Hükümeti’nden vicdani retçilerin sayısı ve AİHM kararlarında vicdani retçilere yönelik idari para cezaları, kovuşturmalar ve mahkumiyetler hakkında hakkında geçtiğimiz Eylül ayına kadar istatistiki bilgi talep etmiştir. (Ancak ulaşabildiğimiz bilgilere göre hükümet tarafından bir bilgi gönderilmemiştir.) AİHM kararlarında ismi geçen tüm başvurucular için idari para cezaları, adli sicil kayıtları gibi sivil ölüme neden olan her türlü kaydın silinmesini, tekrar ceza tehdidine maruz kalmamalarının sağlanmasını istemiştir. Komite ayrıca 21 Haziran 2021 tarihinden önce Türk Hükümeti’ni vicdani ret hakkına dair somut önerilerle bir eylem planı hazırlamaya davet etmiştir.

Bakanlar Komitesi’nin verdiği bu son kararlardan dolayı umutluyuz. Hükümet, vicdani reddi uluslararası insan hakları standartlarına uygun bir şekilde tanıyana ve vicdani retçilerin sivil ölüm koşulları son bulana dek çalışmayı sürdüreceğiz.

Hazırlamış olduğumuz izleme raporunu kamuoyuyla ve sivil toplumla paylaşmaktan heyecan duyuyoruz. Bu raporla birlikte, herkesi, Türkiye’de yasama tedbirleri ve insan hakları kısıtlamaları gölgesinde bırakılan vicdani ret hakkını konuşmaya, tartışmaya ve bu hakkı kullanmaya çağırıyoruz.

PAYLAŞ.
VicdaniRet.org