Silah mı, sağlık mı? – Serdar M. DEĞİRMENCİOĞLU
Sürmekte olan salgın çok açık olarak gösteriyor ki, silahlara ayrılan her kuruş sağlıktan, beslenmeden, eğitimden, en temel gereksinimlerden çalınmaktadır. Bu her ülke için geçerlidir.
Sürmekte olan salgın çok açık olarak gösteriyor ki, silahlara ayrılan her kuruş sağlıktan, beslenmeden, eğitimden, en temel gereksinimlerden çalınmaktadır. Bu her ülke için geçerlidir.
“Hem salgının kendisi hem de ortaya çıkan ekonomik kriz küresel sorunlardır. Sadece küresel işbirliği ile etkin bir şekilde çözülebilirler.”
‘Barış için şarkılar’a Fransızca ve İngilizce baktığımda önüme uzun uzun şarkı listeleri çıkıyor. Ancak Türkçe’de neler var diye baktığımda elimde çok da fazla bir şey birikmedi. Hatta bir elin parmaklarını geçmedi.
Hiçbiri Türk olmayan Çaykur Rizesporlu futbolcuların üzerinde Türk askerinin kıyafeti!.. Başlarında jandarma komando kep, üzerlerinde askeri parka, kollarında uzman çavuş rütbesi!.. Hiçbiri Türk değil ama, hepsi Türk askeri kıyafetiyle!..
Ama bu askerlik önce büyük hamaset nutukları ile pazara sokulur. ‘Kutsal vatan’ görevi, ‘bayrağımız için’, ‘Kuran’da da buyurduğu gibi; Muhammed’in ordusu’, ‘Ama bu ülke için para da lazım, 35 bin 54 tl ödersen bütün bu kutsallıkları satın alabilirsin.’
Sosyolog Nurseli Yeşim Sünbüloğlu, militarizmin erkeklik inşasını nasıl etkilediğini, militarist bir düzende erkekliklerin nasıl şekillendiğini ve toplumsal cinsiyet ayrımını nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.
Osmanlı torunu olmakla övünen ve bölgesel neo-Osmanlıcı siyaset izleyen AKP iktidarı, her seferinde dünyanın iki süper gücünden birisinin, bazen de her ikisinin çizdiği sınırlara çarparak geri düşmektedir.
amacım sadece 17 gün sürmesine rağmen bu sürecin yaşattığı deneyimler ve hissettirdiği duyguları en önemli noktalarıyla paylaşmak ve bedelli askerliğin, deyim yerindeyse, gerçek bedelini sizlere sunabilmektir.
Brüksel ve Münih’te gündeme getirilen “tehditlerin” başında, Rusya ordusunun geliştirdiği hipersonik roketler gelmekte.
Genel Kurmay Başkanlığı zamanında olduğu gibi günümüzde de İlker Başbuğ, Ergenekon’un eylemlerini açıkça savunmaktan ve Ergenekon’un sözcüsü gibi davranmaktan çekinmiyor.