Kıymayın şu çocuklara – Metin Solmaz
1996. Erkan Özdemir o yıl doğmuş. Geçen 20 yılda ancak bir miktar büyümeye fırsat bulmuş. Pazar günü Şemdinli’de zayıf bedenini parçalamışlar.
1996. Erkan Özdemir o yıl doğmuş. Geçen 20 yılda ancak bir miktar büyümeye fırsat bulmuş. Pazar günü Şemdinli’de zayıf bedenini parçalamışlar.
Hukuk devleti olma niteliğini kaybeden iktidarlara karşı direnme hakkı, hukuk devletine dönüşü sağlamak amacıyla ve şiddet yollarına başvurmadan, yani saldırgan bir direnme haline dönüşmeden sürdürülürse, bu hakkın kullanımı evrensel hukuk ilkelerine göre tartışmasız biçimde meşrudur.
İstanbul’da bir İmam-Hatip Lisesi’nde koca bir TV ünitesi kurulmuş ve okul açıldığı günden beri sürekli olarak 15 Temmuz darbe görüntülerini gösteren yayınlar yapılıyormuş. Üstelik teneffüslerde ses de açılıyor, marşlar eşliğinde bu görüntüler devam ediyormuş.
SWAT (Özel Silah ve Taktik) timlerinin Ferguson’da “iç düşman”a karşı nasıl kullanıldığını “Do Not Resist” çarpıcı karelerle gösteriyor.
Bazen amaç bir bölgeden Ezidileri silmek olabiliyor. Bazen bir üçüncü taraf sırf bir bölgedeki Hıristiyan nüfusun sınırından silindiğini görmek için kılını kıpırdatmıyor, ya da işgalci güce toprağını açarak ya da silah vererek gizli bir destek sunuyor.
Dünyanın dört bir yanında barışla sonuçlanan çatışmalı süreçlerin hemen hemen tümünde varılan anlaşmaların neredeyse en son maddesi olmuş isyancıların silah bırakması.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 29 Eylül Perşembe günkü “muhtarlara hitap”ı son şüphe kırıntılarını da sildi: Türkiye bir süre savaşla yönetilecek.
Artık barışın, dostluğun, hoşgörünün, uzlaşmanın, kardeşliğin, dayanışmanın, sevginin, ötekinin hakkına – hukukuna saygı duymanın canı cehenneme… Varsa yoksa nefret, düşmanlık, öfke, şiddet ve zulüm… Biraz daha zorlarsak, dünya savaşı çıkarıp insanlık da dahil yeryüzünü imha edeceğiz.
“Savaş en çok kadınları ve çocukları vurur” sözü ile İstanbul’un göbeğinde bir kadına, “giydiği şort yüzünden” saldırılması ve bu saldırının “hukuken” müeyyidesiz kılınması arasında ciddi bir alaka var.
Ataerkillik ve militarizmin iç içe geçmediği, içten içe zehirlemediği tek bir kurum, ilişki, birey, hikaye, hayat hikayesi vb bulmak mümkün mü, diye umutsuzca sormadan edemiyor insan. En iyimser tahminle, son birkaç bin yıldır…