Ankara aslında Rusya’yı Lüblin Üçgeni’nden vuruyor – Akdoğan Özkan
Tarihi hasmı mı, NATO’daki düşmanı mı yoksa yeni müttefiki mi, diye tartışırken Ankara aslında Rusya’yı Lüblin Üçgeni’nden vuruyor
Tarihi hasmı mı, NATO’daki düşmanı mı yoksa yeni müttefiki mi, diye tartışırken Ankara aslında Rusya’yı Lüblin Üçgeni’nden vuruyor
Sivil itaatsizliği, adil olduğunu iddia eden bir yönetimin altında meydana gelen eşitsizlikler ve adaletsizlikler karşısında şiddet karşıtı ve hukuk dışı siyasi bir eylem olarak tanımlamak mümkündür.
Suriye projesinden mavi vatan absürtlüğüne kadar süreklileşmiş bir savaş stratejisi anlayışı ile sömürü havzaları peşinde olan iktidar, son tezkere ile ne denli sıkışmış olduğunu artık saklayamamaktadır.
Milliyetçi-mukaddesatçı seçkinler, bir zamanlar “Türkiye’nin en değerli ihraç ürünü ordusudur” demiş olduğu için Amerikalı milyarder George Soros’a halâ ateş püsküre geliyorlar
Ordu Cumhuriyet tarihi boyunca, ülke yönetimine ya doğrudan el koyarak veya bunu yap(a)madığı durumlarda etkisini dolaylı yollarla hissettirerek, bir savunma ve güvenlik örgütlenmesi olmanın yanı sıra ülkedeki siyasal yaşamın asli unsurlarından biri olmayı tercih etti.
ABD Ordusu’nun tek başına bir yılda neden olduğu emisyon pek çok ülkenin sebep olduğundan fazla. Evet, bir ordu tek başına İsveç ve Danimarka’dan daha fazla sera gazını atmosfere salıyor, dünyanın kalan ömrünü kısaltıyor…
Eskiden sultan veya kral, eli silah tutabilecek tüm erkekleri savaşa gönderebilirdi. Çünkü halk sultan veya kralın malıydı. Günümüzde ise, bu borcun bir şekilde üretilmesi ve yaygınlaştırılması gerekiyor.
‘Türkiye’nin gökyüzündeki başarı imzası: Yerli İHA ve SİHA’lar’ ile her gün Kürtler’in yaşadığı köyler, dağlar, nehirler bombalanırken, şehirleri yutan yangınlar için cevap; “ ama bizim yangın söndüren uçaklarımız yok” oluyor.
İslam soslu milliyetçi-militarist yeni sistemi toplumun satın alması ise çok kolay oldu. Türkiye’nin yakın gelecekte sivilleşmesi zor görünüyor.
Sevag’ın askerdeyken cinayete kurban gitmesi, katilin azıcık cezayla yırtması için yetkili birilerinin seferber olması, bu işin davasının bugüne kadar uzaması ve “olası kasıt” sonucuna ulaşması kadar utanç verici pek az olay vardır.