LGBTİ+ derneklerine ve aktivistlere yönelik yapılan eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alınan vicdani retçi arkadaşımız ve Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi aktivisti Deniz Hikmet Hazer tutuklandı.
Deniz’in geçtiğimiz 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde yaptığı vicdani ret açıklamasının bir kısmını bugün yeniden paylaşıyoruz.
Nefrete inat yaşasın hayat!✊
“… Devletin savaşına katılmayı, zorunlu askerliği, militarizmin tüm biçimlerini reddediyorum. Bu yalnızca bireysel bir karar değil, feministlerin, LGBTİ+’ların, halkların ve savaş karşıtlarının tarihsel mücadelesinin bir parçasıdır.
Ben bir trans bireyim ve biliyorum ki militarizm, devletlerin en katı biçimde erkekliği dayattığı, heteronormativiteyi kutsadığı, LGBTİ+’ların yaşamını kriminalize eden bir şiddet düzenidir. Ordu, transların, lubunyaların ve norm dışı sayılan tüm kimliklerin yok sayıldığı, aşağılandığı ve baskı altına alındığı bir kurumdur. Cinsiyet kimliğimi silmeye, bedenimi disipline etmeye, varlığımı bir tehdit olarak kodlamaya çalışan hiçbir yapının parçası olmayacağım.
Feminist mücadele bize şunu öğretir: Savaş, erkekliğin kurduğu bir dildir. Militarizm, patriyarkanın en görünür aygıtıdır. Zorunlu askerlik, erkek olmanın ispatına dönüştürülür. Güç, itaat, şiddet ve duygusuzluk kutsanır. Bu düzen, kadınları, LGBTİ+’ları, halkları ve ezilenleri sistematik biçimde dışlar.
Ben bu dışlamanın karşısında bir feminist olarak duruyorum. Patriyarkanın ordusuna hizmet etmeyeceğim. LGBTİ+ hareketi yıllardır militarizmin kurduğu normal vatandaş, makbul erkek, makbul asker kurusuna meydan okuyor. Bizler, bedenlerimizin devletin kontrolüne açık bir araç olmadığını, kimliğimizin kimsenin hizmetine sunulmayacağını defalarca söyledik.
Bugün burada yaptığım açıklama da bu tarihsel isyanın devamıdır. Ben bedenimi, kimliğimi, yaşam hakkımı militarizme teslim etmiyorum. Savaş karşıtıyım. Çünkü savaşın mağdur ettiği yalnızca askerler değildir. Kadınlar, LGBTİ+’lar, halklardır, çocuklardır…
Benim vicdani reddim bir suç değil, devletin militarist politikalarına karşı insan kalma hakkı ısrarıdır. Devlet benden itaat etmemi, susmamı, bedenimi ve kimliğimi askeri amaçlara teslim etmemi istiyor. Bundan sonra da isteyecek. Ama ben bugün şunu söylüyorum: Ben itaat etmiyorum. Şiddeti reddediyorum. Militarizmi reddediyorum. Ben hayatı, özgürlüğü, kimliğimi ve barışı savunuyorum. Bu açıklama yalnızca benim değil, feministlerin, kadınların, halkların, vicdani retçilerin, barış savunucularının sesidir. Yaşasın vicdani ret! Yaşasın lubunya dayanışmamız! Yaşasın halkların kardeşliği!”
Kaynak: Vicdani Ret İzleme


