Çocuklara militarizmi sevdirmek – Serdar M. DEĞİRMENCİOĞLU
Bir varmış, bir yokmuş. Çocuklara militarizmi sevdirmek için çalışan şirketler, pazarlamacılar, siyasetçiler çokmuş. Çok ama çok çokmuş! Çünkü militarizmin sevilecek bir yanı yokmuş.
Bir varmış, bir yokmuş. Çocuklara militarizmi sevdirmek için çalışan şirketler, pazarlamacılar, siyasetçiler çokmuş. Çok ama çok çokmuş! Çünkü militarizmin sevilecek bir yanı yokmuş.
ordunun amaç ve hedefinin savaş olduğu açık olsa da, militarizmin amacının orduyu savaşa sokmak değil, savaşı yönetim üzerindeki hakkını meşrulaştıracak bir araç olarak kullanmak olduğu söylenmelidir.
Avrupa düşünce ve siyaset hayatının ünlü bir ismi Türkiye’nin durumunu ima ederek şunu sordu: “NATO’nun güney kanadı mevcut değil. NATO için güneyde bir gelecek var mıdır?” Tersinden de sorabiliriz: Bugünkü Türkiye için NATO’da bir gelecek kalmış mıdır? Varsa bu geleceğin tarifi şimdiden yapılabilir mi?
Türkiye’de çok uzun süre orduda söylenen ‘Komşu kızını zapt eyle’ mantığıyla yaşananların çok benzer olduğunu gördüm. Çok farklı coğrafyalarda militarizmin erilliğinin kendini çok fazla gösterdiğini, Türkiye’ye de bu sebeple anlatmam gerektiğini düşündüm.
Dikkat edilirse, Türkiye’de hiçbir yetkili ağızdan “çıkış stratejisine” dair bir cümle duyulmuyor. Tersine Türkiye öncelikle Afrin, Azez ve el Bab’a giderek daha çok yerleşiyor, egemenliğini, kendi devlet otoritesini kuruyor.
Avrupa’daki bazı medya organlarının, Türkiyeli oyuncuların asker selamı ile Bulgaristanlı taraftarların Nazi selamını aynı başlık altında vermesini bizim medyamız “skandal” olarak niteliyor. Oysa herkes bilir ki, faşizm, ırkçılık ve militarizm her zaman kol kola yürür.
birinin savaş dediğine operasyon denilmesi, tersinden operasyon denilenin işgal diye nitelendirilmesi, savaşa karşı olunup, ölmenin ve öldürmenin reddedilmesi, belki kendinizce bir tespit yaparak emperyalist paylaşımdan söz edilmesi, en nihayetinde barışın savunulması suç mudur?
İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Deman Güler, “savaşlara bağlı nedenlerle 3.5 milyar insan yaşamını yitirdi. Ancak, tarihin her döneminde huzur, güvenlik ve barış arayanlar da eksik olmadılar.”
Militarist bataklığa saplanıp ve buna bağlı politika izleyip de âbâd olmuş bir örnek verilemez: İki savaş arası dönemde Japonya, Almanya, İtalya, Soğuk Savaş döneminde İspanya, Portekiz, İsrail, Irak, İran ve hatta son yıllarda ABD ve Rusya…
Acaba son otuz senedir kaç iktidar ya da muhalefet milletvekilinin, kaç bakanın oğlu riskli bölgelerde, riskli pozisyonlarda görev yaptılar?