günaydın vietnam!!! – ayşe düzkan
robin williams her sabah radyodan ‘günaydın vietnam!!!’ diye seslenir, vietnam’da acaba ne işi olan amerikan askerlerine. vietnam’da ingilizce seslenir, amerikalılara. sonrası acı, hüsran…
robin williams her sabah radyodan ‘günaydın vietnam!!!’ diye seslenir, vietnam’da acaba ne işi olan amerikan askerlerine. vietnam’da ingilizce seslenir, amerikalılara. sonrası acı, hüsran…
Kadını erk’in egemenliğine hapsedenlerse kendi egemenliklerinin devamlılığı için baskıyı ve şiddeti kullanır; savaş bu baskı ve şiddetin “en güçlü” halidir.
Norman Morrison, 31 yaşında bir adam, üç çocuk babasıdır. 1965’te Vietnam’da bir köye yapılan ve birçok çocuğunda ölmesine neden olan bombardımanı protesto etmek için, Pentagon Binası, Savunma Bakanlığı önünde kimi rivayetlere göre 1 yaşındaki kızı Emily’in gözleri önünde kendini yaktı. Aynı yıl yine Alice Herz adında seksen iki yaşındaki bir kadın savaşa karşı kendini yaktı.
“Öl Dediler Öldüm” başlıklı kitabı hazırlayan, Université libre de Bruxelles konuk öğretim görevlisi Değirmencioğlu, “Bunların hepsi büyüklerin işi” diyor ve ekliyor; “Hepsi Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı”.
Seçilmiş de olsa bir liderin sadece kendisi için kefen giymediğini, o kefenin bütün topluma giydirildiğini bilmesi gerekir. Bu toplum adına, insanlık adına yıkım demektir.
Adlarıyla hiçbir şekilde savaşı çağrıştırmayan bu firmalar; Blu Sky, Genric, Logicon, Pistris gibi insana güzel çağrışımlar yapması da bir reklam şekli olduğu söylenebilir, savaşların yeni patronları hatta “Lord”ları olduğu da.
Ocak 2004’te Mumbai’de yapılan Dünya Sosyal Forumu sırasında Hintli aktivist Arundhati Roy şöyle bir yorum yaptı: “Geçen yıl 15 Şubat’ta beş kıtada 10 milyon insan Irak’taki savaşa karşı yürüyüş yaptı. Şahaneydi fakat yeterli değildi. 15 Şubat hafta sonuydu ve hiç kimse bir iş günü kaçırmak zorunda kalmayacaktı.”
TSK artık muvazzaflar dışında “sözleşmeli erler” adı altında savaşmak mesleğine intisap etmiş giderek sayıları artan “Mehmetçikler” barındıran bir yapıya ulaşmıştır. Madem ki durum bu noktaya ulaştı, kaldırın o zaman “zorunlu askerliği”…
Savaş karşıtlarına “kimdensin” diye kükreyen rejim için onlar millî ve yerli değil, sırası geldiğinde katli vacip hain. Savaştan beslenip büyüyor Türkiye’nin faşizmi.
696 sayılı KHK ile Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve Savunma Sanayi İcra Komitesi, Milli Savunma Bakanlığı’ndan alınarak doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı ve her ikisinin de artık Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanmasına karar verildi.