“Kimse Bombardımandan Barış Çıkmasını Beklemesin”
“Hiçbir ülkenin Ortadoğu’ya silahlı askeri müdahalesi doğru değil. Türkiye gibi komşu ülkelerde oraya malzeme sevkiyatı olacaksa, bu silah değil, insani yardım sevkiyatı olmalıdır.”
“Hiçbir ülkenin Ortadoğu’ya silahlı askeri müdahalesi doğru değil. Türkiye gibi komşu ülkelerde oraya malzeme sevkiyatı olacaksa, bu silah değil, insani yardım sevkiyatı olmalıdır.”
Pek bilmediğimiz bir kavram olan “şiddetsizlik”in gücü karşı tarafın şiddetini ortaya çıkarmakta yatar. Şimdi iki kadın, iki Don Kişot, Türkiye’de “tam zamanı” diyerek Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi’ni açtılar
Matei Vicniec’in dediği gibi “kadın bedeni savaşın bir cephesi haline geliyor. Bir zamanlar şövalyenin kılıcı hasmının kanına bulanırdı. Şimdi askerin penisi ırzına geçilen kadınların çığlıklarına bulanıyor.”
Yeni eğitim döneminin açılmasıyla birlikte Diyarbakır, Şırnak ve Hakkari’de Kürtçe eğitim veren kurumların açılışı yapıldı. Sonuç ise militarizm oldu; okullar kapatıldı, mühürlendi, soruşturmalar açıldı, polisler yığıldı ve anadilde eğitimin yasak olduğu militarist ideoloji yeniden ortaya kondu.
Militarist toplumun en belirgin niteliklerinden biri de bu zaten; bireyselliklerin sindirilmesi ve herkesin militarist söylem ve pratikler etrafında, bireyselliğini bir kenara bırakıp itaat ederek şekillenmesi.
Sanki emir kulu erlere işkence yaptırılıp öldürülen er Uğur Kantar bir şiddet sistemi kurbanı değilmiş… “Arkadaşı kazayla vurdu” denen Sevag Balıkçı “sistemli nefret” kurbanı değilmiş gibi.
Son 30 yılın şiddeti, meselenin nedeni değil sonucudur. Meseleyi tabii ki daha da ağırlaştıran ve yeni boyutlar ekleyen bir yanı vardır şiddet ögesinin, ama bu meselenin kökensel nedeni eşitsizliktir.
“ABD halkının bu harekat ile Irak ve Afganistan savaşlarının farklı olduğunu anlamasını istiyorum. Kesinlikle ABD askerleri karada operasyonlar düzenlemeyecek. Hava gücümüz ve karadaki müttefiklerimizle IŞİD’i sistematik olarak çökerteceğiz”
Ensesinden giren kurşunla intihar eden, intihar ettiği nöbet kulübesinde kan izine veya kurşun deliğine rastlanmayan Uğur Pamuk’un babası Mehmet Reşat Pamuk, “kışlada intihar”ın arkasında yatanları ve iki yıldır süren adalet arayışını anlattı.
Oysa bu devletin mahkeme kararlarına da geçti, askerliğin kendisi bir angaryadır, ne kimi makyaj çalışmaları ne de zaman zaman parası olanlar için çıkarılan bu ‘bedelli’ yasası ile bu sorun görmezden gelinemez.