Vicdani retçiler haksız mı? – Seyfi Uzunkök
Tüm tabularınızı yıkıp düşünün:
“Askerlik yapmak istemiyorum” diyen mi sizce suçludur,
“Askerliği para verip, yapmak istemiyorum” diyen mi?
Tüm tabularınızı yıkıp düşünün:
“Askerlik yapmak istemiyorum” diyen mi sizce suçludur,
“Askerliği para verip, yapmak istemiyorum” diyen mi?
İnsanların kendi yaşam alanlarını kendi kentlerini kendi ülkelerini savunmak için ellerine silah alabileceğini belirten Vicdani Ret Derneği kurucu üyesi gazeteci Onur Erem, “Vicdani ret eline silah almayı değil, eline zorla silah verilmesini reddetmektir. Bende Kobanê’de olsaydım elime silah alabilirdim” dedi.
Bedelini ödeyerek köprüden geçersek sorun yok. Bedelini para olarak ödememekte diretirsek Deli Dumrul’dan başka bir şey göremeyeceğimiz başımıza vura vura öğretilmeye çalışıyor.
Bugün Davutoglu müjdesiyle ilgili bilgi verirken elde edilecek gelirin nereye aktarılacağına dair de adres bildirdi: Savunma Sanayi Destekleme Fonu. Bu parayla teknoloji yoğun bir savunmaya yatırım yapılacağını duyurdu. Bu da öncelikli olarak şu demek oluyor: Askerlik yapmama hakkını devlete para ödeyerek satın alacak olanlar ‘milli silahlar’ın gelişimine ve ithalatına katkıda bulunacak.
Temelde militarizme, yani örgütlü şiddete karşı olmak lazım, bastırma, yok etme, şiddet tekeli ile terbiye etme hallerine karşı insanın kendisini savunma imkanı olmalıdır, bütün bu örgütlü şiddete karşı çeşitli şiddet biçimleri ile öz savunmasını gerçekleştirmek yasal değil ama meşrudur.
NATO ve sembolize ettiği şeyler bugün ciddi tehlikeyi temsil ediyor çünkü batı ülkelerinin jeopolitik gerçekliklere dair batılı çıkarlar namına her yerde müdahale etme iddiasını temsil ediyor.
Askerlik görevini yerine getirmeyen kişilerin sayısında ki bu artış, Askerlik şartlarının gözden geçirilmesi ve düzenlenmesiyle çözülebilecek bir sorun haline geldiğinin göstergesidir.
Hiç kimse hafifletmeye kalkmasın: “Al şu parayı bana talim yaptırma, askere gitmeyeyim” demek…
Milli Savunma Bakanı’na rüşvet vermek anlamına, Genelkurmay Başkanı’na rüşvet anlamına gelir…
Devlet aklı yine işledi ve işlevsel bir hamle ile “bedelli askerlik” kampanyaları devreye sokuldu. Böylece bir taşla en az iki kuş vurulacaktı. Bir yandan insanların askere gitmemek için akla hayale sığmayan yöntemlere başvurmalarının önü alınacak, öte yandan “sistem değişmeden” zorunluluktan rahatsız olan zenginlerin gönlü ve parası alınacaktı!
Bize göre yapılması gereken askerlik görevinin zorunlu olmaktan çıkarılmasıdır. Profesyonel orduya gidilmeli ve subay ve astsubaylardan oluşan bir askeri düzene geçilmelidir. Zorunlu askerlik ancak savaş ve benzeri durumlarda ortaya çıkan ihtiyaca binaen uygulanmalıdır.