İnsan Hakları Örgütleri: “İktidar, Sivil Toplumu Yok Etmeye Çalışıyor”

Türkiye’de faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası 10 insan hakları örgütü, sivil topluma yönelik giderek artan baskılara ve sivil toplumun suçlu haline getirilmesine son verilmesi çağrısında bulundu.

İSTANBUL — Hilmi Hacaloğlu
Türkiye’de faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası 10 insan hakları örgütü, sivil topluma yönelik giderek artan baskılara ve sivil toplumun suçlu haline getirilmesine son verilmesi çağrısında bulundu.

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Yurttaşlık Derneği, Civil Rights Defenders, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği ve Uluslararası Af Örgütü İstanbul’da düzenledikleri toplantıda, tutuklu bulunan Osman Kavala ile Yiğit Aksakoğlu ve diğer 14 sivil toplum aktörü hakkında “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiası ile oluşturulan iddianamenin de mesnetsiz olduğunu ifade ettiler.

İnsan Hakları Örgütleri: Gezi Parkı protestolarına katılmak suç değil, Kavala ve Aksakoğlu serbest bırakılmalı

10 insan hakları örgütünün hazırladığı basın açıklamasını okuyan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanyalar Direktörü Ruhat Sena Akşener, son beş gündür 16 sivil toplum aktörü hakkındaki iddianamede geçtiği varsayılan ayrıntıların, Türkiye’de ana akım medya tarafından yürütülen koordineli bir yanlış bilgilendirme kampanyasının parçası olduğunu söyledi.

Haklarında soruşturma yapılan ve iddianame hazırlanan kişilerin, Gezi Parkı protestolarına katılmasının bir suç olmadığını ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade eden Akşener, “Mahkeme, suç oluşturma amacıyla uydurulmuş komplo teorilerine dayanan ve güvenilir hiçbir kanıt içermeyen tüm iddianameleri reddetmeli, 16 aydır cezaevinde tutuklu bulunan Osman Kavala ile 3 aydır cezaevinde tutuklu bulunan Yiğit Aksakoğlu derhal serbest bırakılmalıdır. Sivil toplumu hedef alan bu son saldırı, insan hakları savunucularının ve diğer sivil toplum aktivistlerinin yalnızca hak ihlallerinin ortaya çıkartılması, hakikat adalet ve onarım talep etmeleri nedeniyle gözaltına alındığı, yargılandığı ve cezaevine gönderildiği bir dönemde gerçekleştiriliyor” dedi.

Ataktürk: İnsan hakları savunucularının itibarsızlaştırılmaya ve kriminalize edilmeye çalışılmaları çok büyük haksızlık

Toplantıda konuşan Hakikat Adalet Hafıza Merkezi Hukuk Programı Direktörü Emel Ataktürk, uzun süredir insan hakları savunucularının itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Ataktürk, “Sanık sandalyesine oturtulmaya çalışılan insan hakları savunucusu arkadaşlarımızla insan hakları mücadelesinde hep yan yana durduk. İtibarsızlaştırılmaya ve kriminalize edilmeye çalışılmaları çok büyük haksızlıktır. Bu 16 arkadaşımız nezdinde tüm insan hakları savunucularına yöneltilen susturma ve etkisizleştirme meselesine karşı bir aradayız. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları da diğer ülke yurttaşları kadar yürütmenin siyasi iktisadi politikalarına katılmadıklarında bireysel ya da bir arada olarak kınama, eleştirme, protesto etme hakkına sahiptirler. Bu tür davaların bir şekilde büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanacağını düşünüyoruz. Bir an önce tutuklu arkadaşlarımızın salıverilmesini bekliyoruz” diye konuştu.

İnsan Hakları Örgütleri, Adalet Bakanlığı’ndaki Toplantıda Neler Söyledi?

Ataktürk, bir soru üzerine Türkiye İnsan Hakları Vakfı dışındaki insan hakları örgütlerinin (Eşit Haklar için İzleme Derneği, Hafıza Merkezi, Hak İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği, Yurttaşlık Derneği) “Yeni Bir İnsan Hakları Eylem Planı” hazırlayan Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği çalıştaya katıldıklarını söyledi.

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi Hukuk Programı Direktörü, “Uzun süredir böyle bir temas yok. Tüm sivil toplum örgütlerinin bu kadar yoğun bir şekilde davet edildiği ilk toplantı olduğunu sanıyorum. Perşembe günü böyle bir toplantıya davet edildik. Bir kısmını Aralık ayında açıklamış oldukları Eylem Planı kapsamında görüş, tavsiye, taleplerimizi almak istediler. Yaşam hakkı ve kötü muamele, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı başlıkları vardı. İşkencenin görünmez kılınmaya çalışılması eleştiri konusu oldu. Burada ifade etmiş olduğumuz eleştiri, tespit ve somut tavsiyelerimizi söylemek için katıldık. Süreci izleyeceğiz” dedi.

Af Örgütü: Sivil toplum yok edilmeye çalışıyor, reform sürecinde değiliz

Türkiye’deki hak ihlallerini sürekli takip eden Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Andrew Gardner ise Türkiye’nin AB yolunda yeni bir reform başlatması bir yana reform sürecinin durduğunu belirtti.

Gardner, “İnsan hakları saldırı altındayken insan hakları savunucuları hedef haline geliyor. Sivil toplum yok edilmeye çalışılıyor. Bütün toplum ve insan hakları için ağır sonuçlara neden oluyor. Deniyor ki Avrupa Konseyi, Türkiye ile reform süreci başlamış, o süreç devam ediyormuş. Biz bu reformları hissetmiyoruz. Hatta tam tersini hissediyoruz. Hızla verilen İstinaf Mahkemesi kararları gazeteciler hapse giriyor. Bu reform sayılmaz. Reform sürecinde değiliz. Yerel seçimler öncesinde veya sonrasında ne olacağını bilmiyoruz ama geriye gidiş var o açık ve net” dedi.

Önderoğlu: “Türkiye’de sivil toplumun mücadele deneyimi yok edilmeye çalışılıyor”

Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma yaptığı için daha önce Şebnem Korur Fincancı ve Ahmet Nesin’le birlikte hapsedilen Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi aynı dava kapsamında bugün yapılacak duruşma öncesi bu toplantıda yaptığı konuşmada altı yıl sonra Gezi’yle ilgili iddianamesi düzenlenmesinin iktidarın güvenilirliğini zedelediğini söyledi.

Önderoğlu, “Osman Kavala, Çiğdem Mater, Can Atalay ve diğer hak savunucularının Gezi eylemleri sırasında nasıl meşru bir yerde durduklarını bizden daha iyi hükümet yetkilileri bilirler. Altı yıldır hiçbir dernekler masası yetkilisi, Vakıflar yetkilisi ya da bakanlık tek bir usulsüzlük işlemi yapmamışsa ve şimdi bir iddianame düzenliyorsanız kendi inandırıcılığınızı sorgulatırsınız. Gezi sırasında 150’ye yakın gazeteci şiddete maruz kaldı. Peki bir sonuç çıktı mı? Hayır. Bu kadar çifte standart bir durum, asla kabul edilemez. Yargıya dair bu işlemler iktidarın güvenilirliğini yıpratır. Osman Kavala 400 küsur gündür cezaevinde bulunuyor. Çıkan iddianameyle Kavala, 6 yıl sonra darbe kalkışmacısı olmuş. Sivil toplumun günlük siyaseti beslemek açısından manipüle edildiğini uzun vadede Türkiye’de sivil toplumun ortaya koyduğu mücadele deneyiminin yok edilemeye çalışıldığını görüyoruz” dedi.

Kaynak: VOA

**

Özgür Gündem davasında nöbetçi yayın yönetmenlerine 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapis cezası istendi – Artı Gerçek

Ahmet Nesin, Şebnem Korur Fincancı ve Erol Önderoğlu

PAYLAŞ.
VicdaniRet.org