Asker kaçakları ve sandık – Davut Erkan
Sandık başında ya da başka bir yerde yakalandığınızda, hakkınızda evet en fazla bir tutanak tutulur ama birkaç ay sonra da idari para cezası tebligatı kapınıza gelir.
Sandık başında ya da başka bir yerde yakalandığınızda, hakkınızda evet en fazla bir tutanak tutulur ama birkaç ay sonra da idari para cezası tebligatı kapınıza gelir.
Genelkurmay Başkanlığı ihbar etti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İddianameyi hazırladı, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi kabul etti, 21 Mayıs 2015’te dava açıldı, 2015/312 Esas numaralı dosyasında “Halkı Askerlikten Soğutmak” (TCK m.318) suçlaması ile yargılanacağımı bugün öğrenmiş bulunuyorum.
Neden HDP? Çünkü vicdani red hakkının anayasa da olması gerektiğini savunan bir parti. Zorunlu askerlik yerine herhangi bir kamu görevinde çalışmayı getirmek istiyorlar. Hatta zorunlu askerliğe denk düşen kamu hizmetini de yapmak istemezseniz yapmayacaksınız, diyorlar..
Vicdani ret hakkına sahip çıkmak yaşama, düşünceye ve vicdana sahip çıkmak oluyor. Vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı hakların başında gelir ve vicdani ret bu hakkın tatbiki ile ilgilidir. Bu anlamda demokrat olmanın terazisi vicdani ret hakkına yaklaşımla ölçülür. HDP seçim bildirgesinde vicdani ret hakkına yer vererek demokratlık terazisinde ağır bastığını göstermiş oldu.
Erdoğan’a sormuştum; ‘Askere teslim olacak mısınız?’ Yanıtı tek kelimeydi; ‘Hayır!’ Askere teslim olmadı. Ama ‘askerin çizgisi’ne geldi.
Silah sanayiinde gerçek bir atılım yapmak için öncelikle iktidar yanlısı olsun olmasın kayrılmayan, rekabet edebilir bir özel sektörün hayat bulması, ordunun kontrolündeki, silah sanayii pastasından en fazla payı alan 18 askeri firmanın özelleştirilmesi gerekiyor.
Ankara, bir adım ileri giderek önümüzdeki aylar ya da haftalarda Suriye içinde ”güvenli bölgeler” yaratılması için kolları sıvayacak mı? Örneğin, seçime giden Türkiye’de gazeteler bir anda ”Mehmetçik Suriye’de” manşetleriyle mi çıkacak?
Tıpkı Ermeni Soykırımı’nın 92. yılında katledilen Hrant gibi; tıpkı Ermeni Soykırımı’nın 97. yılında katledilen Maritsa Küçük gibi, Sevag’ın ölümü de on yıllardan bu yana süren bir soykırımın devamı.
Jean -François Lyotard, yaşadığımız dönemi ”postmodern” olarak değerlendirir. Postmodernizm ona göre, ”üst-anlatıların(meta-narrative) reddidir. Modern, Lyotard için, kendisini, bir üst-anlatıya gönderme yaparak meşrulaştıran bilgi türleri için kullanılır. Örneğin ”Özgürleşme söylemi”.
Santrallardan elde edilen plütonyum nükleer bomba yapmak için kullanılabiliyor. Dünyanın daha fazla nükleer silaha ihtiyacı yok, hele Türkiye’nin nükleer silaha hiç ihtiyacı yok… İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’ya atılan nükleer silahlar yüzünden hala sakat çocuklar doğuyor.