Askerde bile eline silah almamıştı

“27 yıllık doktorum. Terör örgütünden ve şiddetten yana olmam mümkün değildir. Askerliğimi kısa dönem yaparken bile silah kullanmayı reddettim.”

Oral Çalışlar – 19 Mart 2021
Vekilliği düşürülen Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu Mazlum-DER Kocaeli şube başkanı iken 2003’te ‘Başörtüsüne Özgürlük’ temalı haftalık basın açıklamalarını başlatan isim. 2007’de Mazlum-DER Genel Başkanı. “AK Parti kapatılmasın” kampanyasının öncülerinden. Onu antidemokratik yasa ve uygulamalara karşı gelişen birçok sivil tepkinin, hukuki girişimin örgütleyicilerinden biri olarak tanıdık.

Gergerlioğlu, ‘Türkiye’de dini ve etnik ayrımcılık’ konulu bir saha çalışmasına da başkanlık yaptı. 2017’de KHK ile devlet memurluğundan ihraç edildikten sonra, aynı yıl kurulan ‘Hak ve Adalet Platformu’nun sözcüsü oldu. İmam Hatip Lisesi mezunu, göğüs hastalıkları uzmanı ve dindar bir ailenin çocuğu. Kendisini şöyle tanımlıyor: “27 yıllık doktorum. Terör örgütünden ve şiddetten yana olmam mümkün değildir. Askerliğimi kısa dönem yaparken bile silah kullanmayı reddettim.”

Gergerlioğlu, 2018’den bu yana HDP Kocaeli milletvekili. İnsan hakları ihlallerini düzenli olarak Meclis’e getiriyor ve takibini yapıyor. Meclis’te onun milletvekilliğinin düşürülmesiyle oluşan tabloyu, yaşananları üzüntüyle ve ‘eyvah’ diyerek izledim. “Keşke çözüm süreci devam edebilseydi” dedim kendime. Keşke süreç kesintiye uğramasa, keşke bunları yaşamasaydık. Çözüm sürecinin kırılmasından bu yana yüzlerce insanımızı yitirdik.

Güneydoğu’da seçilmiş belediye başkanı neredeyse kalmadı. Şehirler viraneye döndü. Bütün bunlar olmayabilirdi. Türkiye bugün çok farklı bir ülke olabilirdi. Meseleyi silahtan arındırarak çözmenin yolunu hâlâ bulamadık. Şapkamızı önümüze koyarak bir muhasebe ve özeleştiri yapmak zorundayız. “Kim bu süreci bozdu?” diyerek suçu birbirimize atmak yerine neden barış ve çözüme ulaşamadığımızı anlamaya çalışalım.

HDP kapatma davasını izlemeye başladık. Türkiye ‘reform yapan ülke’ olarak mı yoksa ‘milletvekillerini hapse gönderen ülke’ olarak mı tanınacak, birlikte göreceğiz. Toplumsal uzlaşma, diyalog ve çözümden maalesef uzaklaşıyoruz. Hatırlıyorum: Çözüm sürecinde, Akil İnsanlar Karadeniz Heyeti olarak Trabzon’dayken iki otobüs dolusu Diyarbakırlı öğretmen, bulunduğumuz otele gelmişti.

Trabzonlu meslektaşları onları sevgiyle karşılayıp misafir etmişti. Bir huzur, sevgi ve barış ortamının oluştuğunu düşünüyorduk. Bundan hoşlanmayan kesimler de vardı. Oysa halk o günlerde barışı destekliyordu. Çözüm sürecini reddetmektense, eksiklerini, yanlışlarını tartışabilmeye ihtiyaç var. 16. yüzyılın ilk yarısında yaşamış İspanyol filozof Juan Luis Vives şöyle demiş: “Barışa ulaşmanın ilk şartı, ona ulaşmayı istemektir.”

Kaynak: Serbestiyet

PAYLAŞ.
VicdaniRet.org